www.medyabeykoz.com | 17 Haziran 2026
Son yıllarda adliyelerimizin koridorlarında, savcılık kalemlerinde en çok karşılaştığımız, vatandaşlarımızın canını en çok yakan suç tiplerinin başında hiç şüphesiz dijital dolandırıcılık geliyor. Bilişim sistemlerinin ve yapay zekanın gelişimiyle birlikte, dolandırıcılık yöntemleri de büyük bir evrim geçirdi. Artık karşımızda sokak köşelerinde yapılan klasik, ikna kabiliyetine dayalı oyunlar yok; kamu kurumlarının saygınlığını taklit eden, internet algoritmalarını manipüle eden ve en önemlisi kişisel verilerinizi size karşı bir silah olarak kullanan oldukça sofistike senaryolar var.
Bu hafta köşemde, bir hukukçu olarak son dönemde yerelde de çok fazla mağduriyetine şahit olduğum en yaygın dolandırıcılık yöntemlerini, bu suçların hukuki boyutunu ve paranızı geri alabilmeniz için atmanız gereken adımları kaleme aldım.
1. EN SİNSİ YÖNTEM: MAHREM BİLGİLERLE YARATILAN ‘İLLÜZYONEL GÜVEN’
Dolandırıcıların son günlerde geliştirdiği en tehlikeli yöntem, yasadışı veri sorgulama sistemleri (kamuoyunda bilinen adıyla “panel“) üzerinden ulaştıkları kişisel bilgilerinizi, size karşı bir güven telkin aracı olarak kullanmaktır. Süreç şöyle işliyor: Telefonunuz çalıyor, karşınızdaki ses size ait araç plakasını, ev veya arsa gibi taşınmaz bilgilerinizi, hatta hesap detaylarınızı tek tek sayıyor. Ardından, “XX plakalı aracınız için şüpheli bir kapora ödemesi işlemi görünüyor, bankamız güvenliğiniz için sizi aradı” diyerek doğrudan panik yaratıyor. İlk aşamada sizden hiçbir bilgi talep edilmeyip aksine mahrem bilgilerinizin size söylenmesi, sizde “Gerçek banka arıyor” algısı oluşturuyor. Arama motoru algoritmalarını manipüle ederek gerçek banka numaralarına çok benzeyen hatlar kullanan bu şüpheliler, sizi mobil bankacılık uygulamanıza yönlendirerek tüm hesaplarınızı boşaltıyor.
Hukuki Analiz: Arama motoru algoritmalarının bu şekilde manipüle edilmesini, hukuk tekniği açısından “hileli davranış” unsurunun en üst seviyesi olarak görüyoruz. Google gibi küresel platformların otomatik düzeltme özelliklerinin suçun bir parçası haline getirilmesi, mağdur üzerinde bir yanılsama yaratmaktadır. Burada mağdur, sadece bir kişiye değil, sistemin kendisine duyduğu güven nedeniyle zarara uğratılmaktadır. Taşınmaz veya araç plakası gibi bilgilerin suçluların elinde olması ise KVKK kapsamında yıllardır süregelen sistematik veri sızıntılarının ulaştığı tehlikeli boyutu gözler önüne sermektedir.
2. GÜNLÜK HAYATTA EN SIK KARŞILAŞTIĞIMIZ POPÜLER TUZAKLAR
Ofisimizde en çok dosya kabarttığını gördüğümüz, adliyeye en sık taşınan ve vatandaşlarımızın güven duygusunu hedef alan diğer internet dolandırıcılığı türleri ise şunlardır:
Kamu Kurumlarını Taklit Eden Sahte Ceza Mesajları
(“gov-tr” hilesi): Son dönemde Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) gibi kurumların adı kullanılarak telefonlara sahte “hız ihlali cezası” mesajları gönderiliyor. Burada iki büyük kurnazlık yapılıyor: İlki, mesajdaki bağlantıda resmi “.gov.tr” uzantısı yerine araya kısa çizgi koyarak “gov-tr” şeklinde sahte adresler üretilmesi (mobil ekranlarda bu fark ilk bakışta anlaşılmıyor). İkincisi ise mesajda 73 lira 13 kuruş gibi çok düşük ve küsuratlı cezalar yazılması. Vatandaşımız “önemsiz bir tutar” diyerek linke tıklıyor, kart bilgilerini girdiği anda dolandırıcılık zinciri devreye giriyor. Sürecin en kritik halkası aciliyet baskısıdır. “Bugün son gün” gibi ifadelerle panik yaratılarak mağdurun düşünme fırsatı elinden alınmaktadır. Unutulmamalıdır ki; hiçbir kamu kurumu iMessage üzerinden ya da yurt dışı kodlu (örneğin +1, +44 gibi) numaralarla resmi bildirim yapmaz.
Ev / Araba İlanlarında Kapora Tuzağı:
Popüler ilan sitelerinde piyasa değerinin oldukça altında sahte kiralık ev veya satılık araç ilanları açılıyor. Zor durumdaki mağdura “Arayan çok var, kapora atarsanız ilanı kaldırıp evi/arabayı size opsiyonlayacağım” deniyor. Para, genellikle farklı bir kişi adına kayıtlı IBAN numarasına gönderildiği anda telefonlar kapanıyor ve dolandırıcılar sırra kadem basıyor. Evi görmeden, emlakçı veya mülk sahibiyle yüz yüze tanışmadan kesinlikle kapora yatırmayınız.
Taklit Sitelerle Alışveriş ve Tatil Rezervasyonu:
Tatil yapmak veya internetten alışveriş yapmak amacıyla arama motoruna yazdığınızda en üstte “Reklam” olarak karşınıza çıkan siteler orijinal sitenin birebir kopyası olabiliyor. Orijinal markanın güvenini kullanan bu sahte sitelere kart bilgilerinizi girdiğiniz an paranız çalınıyor.
“Adınıza Savcılık Dosyası Açıldı” Şantajı:
İsminizin terör örgütü soruşturmasına veya müstehcenlik gibi suçlara karıştığını iddia eden sahte evraklarla size ulaşıyorlar. Gerçekçiliği artırmak için T.C. kimlik numaranızı kullanıyorlar. Cezaevine girmemek için acilen para yatırmanız isteniyor. Bu tarz sahte belgelerde hukuk düzenimizde asla yeri olmayan saçma ifadeler (örneğin; savcılığın sizi mahkemede cezalandıracağı gibi) yer alır.
Ödül, Piyango ve Sahte Yardım Kampanyaları:
“Sitenin 1000. müşterisi oldunuz, ödülü almak için 1000 TL işlem ücreti yatırın” mesajları veya sosyal medyada hasta bir çocuğun adını, kurumsal yardım kuruluşlarının logolarını taklit ederek para toplayan hesaplar da bu çarkın birer parçasıdır.
Hukuki Boyut: İnternet Dolandırıcılığının Kanundaki Yeri Nedir?
Halk arasında internet dolandırıcılığı olarak bilinen bu eylemler, Türk Ceza Kanunu kapsamında sıradan bir suç değildir. Türk Ceza Kanunu’nun 158/1 maddesinde düzenlenen “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunun kapsamına girer.

Kanun koyucu, bilişim sistemlerinin veya bankaların bu suçta araç olarak kullanılmasının mağdurda yarattığı güveni kötüye kullanmayı ağırlaştırıcı sebep saymıştır. Bu nedenle suçun alt sınırı 4 yıl hapisten başlar ve adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Bu suç şikayete tabi olmayıp, 8 yıllık dava zamanaşımı süresince savcılıklarca kendiliğinden (re’sen) soruşturulur; şikayetinizi geri çekseniz dahi kamu davası devam eder.
Dolandırıldım, Paramı Geri Alabilir miyim?
Vatandaşlarımızın bize en çok yönelttiği soru budur: “Avukat bey, paramı kurtarabilir miyim?” Cevap hem evet hem hayır. Bu tamamen süreci ne kadar doğru yönettiğinize bağlıdır.
Hızla Suç Duyurusunda Bulunun: Dolandırıldığınızı anladığınız an zaman kaybetmeden en yakın Emniyet birimine veya Cumhuriyet Başsavcılığına elinizdeki tüm mesajlaşma kayıtları, internet ekran görüntüleri, telefon numaraları banka dekontları ile suç duyurusunda bulunmalısınız. (CİMER üzerinden yapılan başvurular da yetkili başsavcılığa iletilmektedir.)
Etkin Pişmanlık Hükümleri (TCK m. 168): Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanıklar, daha az ceza almak amacıyla mahkeme aşamasında mağdurun zararını gidermeyi (parayı geri ödemeyi) kabul edebilmektedir. Dosyalarımızda bu yolla parayı kurtardığımız pek çok örnek mevcuttur.
Tazminat Davaları: Sanıkların etkin pişmanlığı kabul etmediği durumlarda ise Asliye Hukuk Mahkemelerinde tazminat davası açarak, mahkeme kararının ardından icra yoluyla paranın geri alınması hedeflenir. Bu davaların neticesinde ise sanığın maddi durumu ve erişilebilirliğine göre paranızı tazmin etme imkanınız olacaktır. Ancak burada çok kritik bir detay var: Bu dolandırıcılık şebekelerinin asıl failleri genellikle yurt dışındayken; Türkiye’de genellikle çok genç, yaşlı veya yabancı uyruklu kişilerin banka hesaplarını belli bir komisyon karşılığında kiralarlar. Para hesaba yattığı an kat kat başka hesaplara aktarılır. Bu karmaşık “hesapçılar ve komisyoncular” zinciri içinde hak kaybına uğramamak, suçlu durumuna düşmemek ve paranızı hukuki yoldan geri alabilmek adına mutlaka bir hukuk profesyoneline, avukatınıza danışmanızı tavsiye ederim.
Unutmayın; dijital dünyada en büyük kalkanınız şüphe duymak ve doğrulamaktır.
Hukuk dolu, güvenli günler dilerim.
AV.BURAK SALDIROĞLU
Saldıroğlu Hukuk & Danışmanlık
İletişim: burak@saldiroglu.com
#beykoz #beykozhaberleri #beykozhaber #istanbulhaber