

www.medyabeykoz.com | 6 Mart 2026
Toplantıda söz alan Özçelik, mektubu okumadan önce yaptığı kısa konuşmada, meclis üyelerine ve kamuoyuna şu ifadelerle seslendi:
“Sayın Başkanım, Değerli Meclis Üyeleri, Kıymetli Beykozlular. Bugün burada sadece bir mektup okumayacağım. Beykoz halkının oylarıyla seçilmiş belediye başkanımız Sayın Alaattin Köseler’in Silivri’den Beykoz’a gönderdiği bir mesajı da sizlere ileteceğim. Bu mektup 372 gündür özgürlüğünden uzak kalan bir belediye başkanının ailesinden, görevinden ve Beykoz’dan ayrı kalmanın içinde taşıdığı duyguları ve Beykozlu hemşerilerimize iletmek istediği düşüncelerini içermektedir. Seçilmiş bir belediye başkanının sesinin Beykoz Belediye Meclisi’nde duyulmasının demokratik bir sorumluluk olduğuna inanıyorum. Bu nedenle Sayın Alaattin Köseler’in kaleme aldığı mektubu Beykoz Belediye Meclisi’nin ve kamuoyunun bilgisine sunuyorum.”
Ardından Köseler’in Silivri Cezaevi’nden kaleme aldığı mektup meclis üyeleri ve izleyicilerle paylaşıldı.
Mektubuna tutukluluk sürecine değinerek başlayan Köseler, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:
“Değerli meclis üyeleri, kıymetli beykozlu hemşerilerim. Bugün hücremdeki 372. günüm. Bildiğiniz üzere 2-3-4 Eylül 2025 tarihlerinde 3 gün süren ve toplam 32 saatlik yargılamanın ardından tahliye kararın verilmişti. Ancak özgürlüğümün üzerinden henüz 24 saat geçmeden yeniden tutuklanmıştım.”
Köseler, 18 Şubat 2026 tarihinde görülen duruşmada somut delil bulunmadığını ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
“18 Şubat 2026’da görülen duruşmada, hiçbir somut delil bulunamamış, iddialar, ‘belediye içindeki dedikodulardan duydum şeklindeki’ somut dayanağı olmayan beyanlardan ibaret kalmıştır. Bu süreçte mahkemedeki tanıklardan ikisi sanık haline gelmiş, verdikleri ifadelerde bana isnat edilen suçlamaların da ne kadar temelsiz, asılsız ve dedikodudan ibaret olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Dosyada ne bir ses kaydı, ne bir tape kaydı, ne bir görüntü ne de bir video kaydı bulunmamaktadır. MASAK raporunun da temiz olması suçsuzluğumu destekler nitelikte olmuştur.”
Mektubunda Beykozlulara karşı sorumluluğuna da değinen Köseler şu ifadeleri kullandı:
“Benim Beykozlu hemşerilerime veremeyeceğim hiçbir hesabım yoktur. Her zaman dediğim gibi benim alnım ak, başım diktir.”
Köseler ayrıca belediye başkan vekilliği sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
“Benim önerdiğim vekil adayımın başka isim olmasına rağmen partim, bulunduğu ilçeyi dahi tanımayan bir kişiyi kendisinin partimden de destek göremediğim beyanlarının aksine güçlü bir destekle de vekil adayı yapmıştır.”
Belediye başkan vekilliği sürecine değinen Köseler, mektubunda şu ifadeleri kullandı:
“Sahada hiç tanınmayan dolayısıyla da hiç oyu olmayan sadece birlik beraberlik duygusuyla hareket eden 18 meclis üyesinin oy çokluğuyla vekil olarak seçilmiştir. Bu kişi göreve gelir gelmez vekil olma sorumluluğundan uzak, seçilmiş belediye başkanı gibi davranmış, orada da maalesef şahsıma karşı hakkaniyetli olamamıştır.”
Köseler ayrıca hakkında bazı söylentilerin yayıldığını ileri sürdü.
“Bu kişi benim AK Parti’ye geçeceğim yönünde gerçek dışı söylentiler yayarak hedef şaşırtmaya çalışmış, büyük bir haksızlığa da sebebiyet vermiştir.”
Mektubunun devamında daha önce yazdığı mektuplara da atıfta bulunan Köseler, sürece ilişkin değerlendirmelerini şöyle dile getirdi:
“Daha önce yazdığım mektuplarımda bizim dosyamızın siyasi olmadığı konusunda defalarca açıklama yapmış, organize kötücül bir kumpasa uğradığımı ifade etmiştim ki bunun doğruluğu her ne kadar üstü kapatılmak istense de, Şile-Tape kayıtlarında mevcuttur. Yazdığım bu mektuplar destek görmüş, ulusal basında da çokça yer almıştır. Gelinen noktada üzülerek görüyorum ki yaşanan bu gelişmelerden sonra dava tamamen kişisel ve siyasi bir boyuta taşınmıştır. Vekilin konfor alanındaki rahatlığı benim özgürlüğümle de yer değiştirmiştir.”
Köseler, Beykoz’da farklı siyasi görüşlerden seçmenlerin de yaşanan sürece tepki gösterdiğini düşündüğünü belirterek şunları söyledi:
“Ben inanıyorum ki maruz kaldığım bu haksızlık; sağduyulu, vicdanlı AK Partili seçmenlerimizde de derin izler bırakmıştır. Aldığım yüzlerce destek mektuplarından bunu açıkça görebiliyorum. Çünkü yaratılan bu durum hakkaniyetli olmamıştır. Alınan veballer de, girilen kul hakları da çok büyüktür.”
Tutukluluk sürecinin ailesi üzerindeki etkilerine de değinen Köseler şu ifadeleri kullandı:
“Bilinmelidir ki yaşatılan bu haksız sürece destek veren, normalleştiren her birey de bu vebalin ortağıdır. Bu kişiler 372 gündür süren tutukluluğum boyunca 90 yaşımdaki annemin beni ziyaret edememesinin, eşimin acı olduğu gün yanımda olamayışımın ve oğlumun yaşadığı zorluklarda da ona destek veremeyişimin de vebalini taşımaktadır. Tutukluluk sürecim uzadıkça alınan bu veballerin yükü de ağırlaşacaktır.”
Mektubunun sonunda Ramazan ayına da değinen Köseler, şu ifadelerle sözlerini tamamladı:
“Mağduriyetlerin üzerine kurulan hiçbir davranışın ne toplum vicdanında ne de Allah katında da yeri yoktur. Bu duyguyla mübarek Ramazan ayında insanları sağduyulu düşünmeye, vicdanlı olmaya, hakkın karşısına kul hakkıyla gidenlerin yanında durmamaya davet ediyorum. Doğru tektir, her yasal hak, hak değildir. Rahmetli Alev Alatlı’nın dediği gibi, asıl olan Hakkın helal edilmesi olmalıdır. Asıl olan helalleşmiş olmalıdır. Helalleşmek mahkemedeki dava kazanmaktan daha önemli olmalıdır. Çünkü her yasal hak helal değildir ve olamaz. Ben de bana, aileme ve partimize oy vermiş 68.453 Beykozlu hemşerilerime bu mağduriyeti ve haksızlığı yaşatan birine hakkımı asla helal etmiyorum. Bu durumu Beykozlu hemşerilerimin vicdanlarına bırakıyorum. Özgürlüğümün önünde duran haksızlıkların bir an önce son bulmasını diliyor, sizleri sevgi ve hasretle selamlıyorum. Beykoz’un seçilmiş belediye başkanı Alaattin Köseler.”
Beykoz Belediye Meclisi’nde okunan mektup, toplantıya katılan meclis üyeleri ve izleyiciler tarafından dikkatle dinlendi.
#beykoz #istanbul #beykozhaber #istanbulhaber #sondakika