

Beykoz Belediye Meclis Üyesi ve Eski Belediye Başkan Yardımcısı Melih Karakaya, Meclis toplantısında yaptığı konuşmada Beykoz’un imar planlama süreçleri, yönetim anlayışı ve stratejik öncelikleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Karakaya, konuşmasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
“Beykoz’un bir gerçeği var… Bir de gündemi var. Biz bugün, bu gündemin gerçekten Beykoz’un ihtiyaçlarıyla örtüşüp örtüşmediğini konuşmak zorundayız. Çünkü bugün burada konuştuğumuz mesele, tek bir proje ya da tek bir plan değildir. Bugün burada konuştuğumuz mesele; Beykoz’da nasıl bir yönetim anlayışıyla ve hangi önceliklerle ilerlediğimizdir. Son dönemde Beykoz’da gündeme gelen imar süreçlerine baktığımızda, birbirinden bağımsız gibi görünen bu gelişmelerin aslında ortak bir tabloya işaret ettiğini görüyoruz. Hassas alanlarda yapılan plan değişiklikleri, sürecin yerel yönetimlerin dışında ilerlediğine dair oluşan algı ve yapılaşma kararlarının hızla gündeme gelmesi; karşımızda yalnızca teknik bir durumun değil, aynı zamanda bir planlama ve yönetim tercihinin bulunduğunu göstermektedir.”
“Beykoz’umuzun iki temel imar planı bölgesinde, yirmiye yakın imar planı süreci 2000’li yıllardan bu yana onay sürecini beklemektedir. Birkaç plan bölgesi dışında kesinleşmiş uygulama imar planı bulunmamaktadır. Oysa Beykoz yerel medyasında, ulusal medyada ve sosyal platformlarda yer aldığı üzere; son dönemde Beykoz ilçesinde bulunan yaklaşık 11.000.000 m² özel orman ve doğal sit alanlarında, milyonlarca metrekarelik projelere ait sit derecelendirme kararları ve imar planı süreçleri, imar planlarını bekleyen Beykozluları kıskandıracak bir hızla, 5–6 ay gibi kısa sürelerde kesinleşme aşamasına gelmektedir. Şunu özellikle ifade etmek isterim: Bu mesele herhangi bir kurum tartışması değildir. Bu mesele; kamu yararı, öncelik ve planlama meselesidir.”
“Çünkü şehir yönetimi bir bütündür. Merkezi idare, büyükşehir ve ilçe belediyesi ayrı ayrı değil; birlikte ve koordinasyon içinde çalışmak zorundadır. Biz burada ‘kim ne yaptı’ tartışması yapmıyoruz. Biz şunu söylüyoruz: Beykoz’u ilgilendiren her karar, Beykoz’un gerçek ihtiyaçları temel alınarak alınmalıdır. 1995 yılında Beykoz ilçesinin tamamının doğal sit alanı ilan edilmesini yıllarca kendilerine özel bir zorluk gibi anlatanlar, hatta buna tepki gösterenler; görüyoruz ki 2020’li yıllardan itibaren, Beykoz ilçemizde Bakanlık makamınca ‘nitelikli ve sürdürülebilir kontrollü kullanım alanları’, Cumhurbaşkanlığı makamınca ise bu alanların dışında kalan bölgelerde ‘kesin korunacak doğal sit alanları’ ilan etmişlerdir.”
“Biz burada yorum yapmıyoruz, Beykoz’un kendi resmi verilerine bakıyoruz. Stratejik plan açıkça söylüyor: Beykoz’un öncelikleri; imar ve planlı yapılaşma, altyapı hizmetleri, kentsel dönüşüm, deprem hazırlığı ile ulaşım ve trafik başlıklarıdır. Yani Beykoz’un öncelik listesi aslında bellidir. Ancak bugün sahaya baktığımızda, bu önceliklerle gündeme gelen konular arasında bir uyumsuzluk olduğunu görüyoruz. Sayın Özlem Hanım’ın Ankara’da ilgili bakanlıklar nezdinde gerçekleştirdiği temaslar, hem yerel medyada hem de sosyal medyada ‘Beykoz’un sorunları çözülecek’ şeklinde paylaşılmış ve Beykoz kamuoyunda yıllardır çözüm bekleyen imar sorunlarına yönelik önemli bir beklenti oluşturmuştur. Beykoz halkı umutlanmıştır. Ancak geldiğimiz noktada, bu beklentinin doğrudan vatandaşlarımızın imar sorunlarına çözüm üretmek yerine, bazı hassas ve doğal alanlara ilişkin planlama süreçlerinin öne çıktığı bir tablo ortaya çıkmuştur. Bu durum, Beykoz halkının öncelikli ihtiyaç ve beklentilerinin yeniden hatırlatılmasını gerekli kılmaktadır.”
“Beykoz Belediye Meclisimizden geçen bazı imar planları, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden de geçtiği hâlde, ilgili kurumlardan aylarca geri dönmemektedir (Geri Görünüm ve Etkilenme 2. Etap). Plan yapım süreçlerinde kurum görüşü aşamasında gerekli müdahaleyi ve düzeltmeyi yapmayan bakanlıklara bağlı müdürlükler, 1. ve 2. askı süreçlerinde kesinleşme sürecini hızlandırmak yerine planları bekletmektedir (Rüzgârlıbahçe–Çubuklu planları). Kavacık başta olmak üzere Beykoz’un trafik yükü ortadadır. Bugün bile bu yük zor taşınırken, yeni yapılaşmalarla oluşacak ilave yükün nasıl yönetileceği hâlâ belirsizdir. Bu noktada sormamız gereken soru çok nettir: Bu planların ulaşım etkisi bütüncül olarak değerlendirildi mi? Altyapı kapasitesi buna hazır mı? Kurumlar arası koordinasyon sağlandı mı? Eğer bu soruların cevabı net değilse, ortada eksik bir planlama vardır.”
“Değerli Meclis Üyeleri, Beykoz’da yıllardır çözülemeyen gerçekler var. İmar bekleyen mahalleler, tapu sorunu yaşayan vatandaşlar, kentsel dönüşüm bekleyen binlerce hane… Bu insanlar yıllardır çözüm bekliyor. Ve bu insanlar şunu soruyor: ‘Benim sorunum yıllardır çözülmezken, bazı süreçler neden bu kadar hızlı ilerliyor?’ Düşünün; doğal sit tescil kararları 2025 yılı Ekim ve Kasım aylarında kesinleşen milyonlarca metrekarelik alanlarda, imar planı yapım yönetmeliğinde yer alan işlemler tamamlanarak planlar askıya çıkarılmakta ve 2026 yılı Mart ayında kesinleşme süreçleri tamamlanabilmektedir (Dedeoğlu -2 Özel Ormanı). Bu soruya cevap vermeden toplumda güven oluşturmak mümkün değildir.”
“Burada çok net bir ayrım yapmak zorundayız: Biz yatırımlara karşı değiliz. Ama önceliksiz yatırımlara karşıyız. Çünkü yatırım dediğimiz şey sadece bina yapmak değildir. Gerçek yatırım; trafiği çözen, altyapıyı güçlendiren, deprem riskini azaltan ve vatandaşın hayatını kolaylaştıran yatırımdır. Hepimizin bildiği bir gerçek var: İstanbul bir deprem şehridir. Bu gerçek hiçbir siyasi tartışmanın konusu olamaz. Resmi veriler açıkça söylüyor: Mevcut yapı stokunun önemli bir kısmı risklidir ve afet hazırlığının güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda öncelik tartışması bile yapılmaz. Önce insan hayatı, önce güvenli yapılar.”
“Beykoz’un en büyük gücü doğasıdır. Bu doğayı korumak sadece bir çevre meselesi değil, aynı zamanda bir yaşam hakkı meselesidir. Gelişme elbette olacaktır; ancak bu gelişme doğayı koruyan, dengeli ve sürdürülebilir bir anlayışla ilerlemek zorundadır. Bugün burada altını çizmek istediğimiz gerçek şudur: Beykoz’da mesele sadece imar değildir. Beykoz’da mesele önceliktir. Ve daha da açık söyleyelim: Mesele, önceliklerin kime göre belirlendiğidir. Bu nedenle buradan açık ve yapıcı bir çağrıda bulunuyoruz: Planlara ilişkin tüm süreçler şeffaf olmalıdır. Meclis bu süreçlerin dışında bırakılmamalıdır. Kurumlar arası koordinasyon güçlendirilmelidir. Ve en önemlisi, Beykoz halkının gerçek sorunları önceliklendirilmelidir. Biz Beykoz’da betonu değil, insanı önceleyen bir anlayışı savunuyoruz. Önce trafik çözülecek, önce imar sorunları bitecek, önce deprem gerçeğiyle yüzleşeceğiz. Sonra diğer her şeyi çok daha sağlıklı konuşacağız. Ve şunu açıkça ifade ederek bitirmek istiyorum: Doğru öncelik sadece doğru plan değildir. Doğru öncelik, adil bir yönetim anlayışıdır. Beykoz’un geleceği de ancak bu anlayışla inşa edilir. Teşekkür ederim.”
MEDYABEYKOZ HABER MERKEZİ
#beykoz #beykozhaberleri #beykozhaber #istanbulhaber