

Bu dönemin şarkıcılarını ve bestecilerini konuşmakta fayda var. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, 1826 yılında Sultan II. Mahmud tarafından Yeniçeri Ocağı ile birlikte Mehterhane’nin de kapatılması üzerine; Batılı anlamda askeri bando oluşturmak amacıyla Mızıka-yı Hümayun kurulmuştur. Topluluğun başına getirilen Giuseppe Donizetti (Donizetti Paşa) ile Batılı anlamda ilk eğitimler başlamıştır. O döneme kadar var olan Tasavvuf müziği, daha sonra Türk Sanat Müziği ismini alacak olan Saray müziği ve Anadolu’nun her köşesinden yükselen türkülerden oluşan yapının haricinde, bu yeni bir ses olmuştur.
Yıllara yayılan bu dönüşüm, Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra Nisan 1924’te Mızıka-yı Hümayun’un kapatılmasıyla yeni bir evreye taşındı. Topluluk, Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti ismini alarak Ankara’ya nakledildi. Orkestrasını Zeki Bey (Üngör), İncesaz takımını ise Hafız Yaşar Bey (Okur) yönetiyordu. İncesaz takımında Nuri Halil Bey (Poyraz), Münir Nurettin Bey (Selçuk) ve Tanburi Refik Bey (Fersan) gibi ünlü Türk müziği sanatçıları da yer alıyordu.
Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti, 1933’te ikiye ayrılarak Riyaset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası ve Riyaset-i Cumhur Armoni Orkestrası adlı iki ayrı müzik topluluğu oluşturuldu. Filarmoni orkestrası, 1958 yılında bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası adını aldı.
Bütün bu gelişmeler, kadınların da sahnelerde yer almasına olanak verdi. Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses ve Melahat Pars gibi öncü sesler, kendilerinden sonra gelenlere ışık oldular. Dönemin önemli şarkıcılarının birçoğu, güfte ve beste yapmaktaki maharetlerinin yanı sıra oldukça usta icracılardı. Yeteneklerinin yanı sıra usta-çırak ilişkisine özen göstererek, uzun süren eğitim süreçlerinden sonra halkın karşısına çıkıyorlardı.
Yolculuğumuz uzun olacak; bütün saygıdeğer üstatları tek tek yazacağım. Günümüzün “ben yaptım oldu”cularının kaliteyi düşürmesi artık çok can sıkıcı. Bilgi paylaşıldıkça çoğalır, bilgi çoğaldıkça da nitelikli eserler artar. Örneğin müziğin evrenselliği üzerine konuşmak gerekirse; And Dağları’ndan gelen bir esinti ruhumuzu temizleyecektir. Yeter ki fundamentalizmin esiri olarak algılarımızı kapatmayalım.
Bu haftaki yazımdan itibaren her hafta bir şarkı ve şarkıcı ismi paylaşacağım. Hep birlikte dinleyelim, ne dersiniz?
SEYYAN HANIM – MAZİ KALBİMDE BİR YARADIR (İlk Türk Tangosu)
KUKLACI