www.medyabeykoz.com | 25 Şubat 2026
Elbette bir araya gelmek, toplumsal bağları güçlendirmek ve aynı sofrada ekmeği bölüşmek kıymetlidir. İnsanların iletişim kurması, dertleşmesi ve ortak bir paydada buluşması Ramazan’ın sosyal dokusunun bir parçasıdır. Ancak bu buluşmaların maliyeti; kuş sütünün eksik olmadığı menüler, lüks mekan kiraları ve protokollere ayrılan dev bütçeler olduğunda, “paylaşma” kavramı yerini maalesef “gösterişe” bırakıyor.
Ülkemizin içinden geçtiği ekonomik darboğazda, derin yoksullukla mücadele eden, evinde tenceresini kaynatmakta zorlanan binlerce aile varken; bir akşamlık ihtişam için harcanan paraların muhasebesini iyi yapmalıyız.
Ramazan ruhu; tokun açın halinden anlaması, elindekini ihtiyaç sahibiyle bölüşmesi ve kimseyi geride bırakmamasıdır. Bir düşünelim:
Siyasi partiler ve STK’lar, bu görkemli sofralara ayırdıkları kaynakları doğrudan mahallelerdeki gerçek ihtiyaç sahiplerine aktarsa, bu davranış Ramazan’ın özüne çok daha uygun olmaz mıydı? Bir salon dolusu zaten karnı tok insanı ağırlamak yerine, kapısı çalınmamış bir evin mutfağında sessiz bir sevince vesile olmak, en büyük “davet” değil midir?
İçinde bulunduğumuz koşullar, bizleri daha sorumlu ve daha duyarlı olmaya davet ediyor. Toplumsal faydayı gözetmesi gereken kurumların, lüks iftar organizasyonlarını bir kenara bırakıp bu kaynakları derin yoksulluk yaşayan ailelerle paylaşması hem vicdani bir ödev hem de toplumsal barış için güçlü bir adımdır.
Gerçek iftar, bir lüks bir yemek salonunda değil; bir çocuğun gözündeki parıltıda, bir ihtiyaç sahibinin duasında ve sessizce yapılan iyilikte gizlidir.
#beykoz #beykozhaberleri #beykozhaber #istanbulhaber