DOLAR
46,4450
EURO
53,2086
ALTIN
6.204,45
BIST
14.745,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
27°C
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Açık
28°C
Salı Açık
28°C

BİR İLETİŞİM HATASI VE DERİN GÜVENSİZLİK BELİRTİSİ

BİR İLETİŞİM HATASI VE DERİN GÜVENSİZLİK BELİRTİSİ
12.06.2026 23:43 | Son Güncellenme: 12.06.2026 23:54
A+
A-

www.medyabeykoz.com

İletişim, insanlığın varoluşundan beri köprüler kurma sanatı olarak kabul edilir. Ancak günümüzde bu sanat, yerini sık sık bir güç savaşına ve “en son ben konuştum, o halde haklıyım” yanılgısına bırakıyor. Toplumsal ilişkilerde ve dijital mecralarda sıkça rastladığımız “son sözü söyleme” gayreti, sanılanın aksine bir entelektüel üstünlük ya da haklılık göstergesi değil; bilimsel olarak tescillenmiş bir iletişim hatası ve derin bir güvensizlik belirtisidir.

Sosyal psikoloji literatürü, her tartışmada son kelimeyi etme dürtüsünü “bilişsel kapanma ihtiyacı” (need for cognitive closure) ve ego savunma mekanizmalarıyla açıklar. Araştırmalar, bu dürtünün arkasında empati eksikliği ve aktif dinleme becerilerinin gelişmemiş olmasının yattığını gösteriyor. Karşısındakini anlamak yerine sadece kendi tezini dayatmaya odaklanan birey, iletişimi bir diyalogdan çıkarıp monoloğa dönüştürür. Bilimsel veriler, son sözü söyleme ısrarının ilişkilerde çatışmayı körüklediğini, yapıcı çözümleri tıkadığını ve kişileri yalnızlığa ittiğini açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü gerçek güç, kelimelerin niceliğinde veya kronolojik sırasında değil; ifade edilen fikrin niteliğindedir.

Küçük Havuzların Büyük Balıkları: Yapay Özgüven Patlaması

Bu iletişim hatasının en net gözlemlendiği yerler ise genellikle “dar çevreler” oluyor. Kendini sadece kendi gibi düşünen, sorgulamayan ve sürekli birbirini onaylayan küçük grupların içine hapseden bireyler, zamanla ciddi bir illüzyonun kurbanı haline gelirler. Bu durum, tam anlamıyla bir “dar çevre hastalığı”dır.

Farklı fikirlerle karşılaşmayan, entelektüel bir meydan okumayla sınanmayan bu dar yapılarda, yapay özgüven patlamaları yaşanır. Dunning-Kruger sendromunun da işaret ettiği üzere; cehalet, bilgiden daha çok güven yaratır. Kişi, kapalı devre ilişkilerinde her tartışmadan “son sözü söyleyerek” galip çıktığını sanır ve bu durum onda sahte bir otorite algısı oluşturur. Oysa bu özgüven, dış dünyanın gerçekleriyle yüzleştiği ilk anda sabun köpüğü gibi sönmeye mahkumdur.

Gelişmiş bir toplum ve sağlıklı bir bireysel yaşam için, “son sözü ben söylemeliyim” egosundan sıyrılmak şarttır. Haklı olmak, bir tartışmada en son cümleyi kurmak anlamına gelmez.

Gerçek özgüven, yankı odalarından çıkıp farklı seslere kulak verebilmekte ve gerektiğinde susmanın, dinlemenin erdemini kavrayabilmekte saklıdır.

ALAATTİN KILIÇ

#beykoz #beykozhaberleri #beykozhaber #istanbulhaber #iletisimhastaligi #sosyalpsikoloji #ozguven

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.