METRO MU GELECEK DEDİNİZ?
Sabah saat 07.10…
Çengelköy’den Beylerbeyi Sarayı’nın önüne gelebilmek tam tamına 1 saat 30 dakika!
Yanlış okumadınız, tam bir buçuk saat…
İnsanlar Çengelköy’de otobüslerinden iniyor, yürüyerek Beylerbeyi Sarayı durağına gidiyor ve orada yeniden otobüse biniyorlar.
Şaka gibi!
Yürüyorsunuz… Siz yürürken sizden 4-5 otobüs önce hareket etmiş olan aynı hat otobüsüne yetişiyorsunuz.
Bizi yönetenler daha ne yapsın!
Beykoz’dan saat 07.00’de kalkan otobüsle, saat 08.30’da hareket eden bir başka otobüse yetişebiliyorsunuz!
Böyle bir ulaşım düzeni olabilir mi?
Paşabahçe durağında bekliyorsunuz. 15BK geliyor; otobüs tıklım tıklım dolu. Şoför arka kapıyı açıyor. Binebilirsen bin!
Çubuklu duraklarından ise durmadan geçiyor.
Diyelim ki bütün bu mücadelelerin ardından Kavacık’ın bitmek bilmeyen trafik kaosunu atlattınız. Bu kez 500T’ye binebilmek için ayrı bir mücadele vermeniz gerekiyor.
Ya da 15BK ile Kadıköy’e devam edeceksiniz. Ancak öyle bir trafik var ki insanı saçından başından bezdiriyor.
Beykoz’dan bir yere gitmek, artık sıradan bir yolculuk değil; sabır, zaman ve dayanıklılık sınavı!
İnsan daha gideceği yere ulaşamadan yoruluyor. İşine, okuluna, randevusuna yetişmeye çalışırken günün stresini daha sabahın ilk saatlerinde yaşamaya başlıyor.
Buna ulaşım denir mi, yoksa ömür törpüsü mü?
Peki, 25 yıldır ne değişti?
Beykoz’u 25 yıldır kesintisiz yönetenler, vatandaşın ulaşım çilesini hâlâ vaatlerle çözmeye çalışıyor.
Metro gelecek…
Metro yapılacak…
Öyle bir propaganda yapılıyor ki sanki metro yarın çalışmaya başlayacak!
Elbette Beykoz’a metro gelsin. Elbette ulaşım yatırımları yapılsın. Kim istemez?
Ancak vatandaşın bugünkü sorunlarını konuşmak, çözüm üretmek ve mevcut ulaşım sistemini iyileştirmek de yöneticilerin sorumluluğunda değil mi?
Metro gelene kadar vatandaş ne yapacak?
İşe yetişeceksin…
Okula yetişeceksin…
Doktora yetişeceksin…
Yağmur var, soğuk var, sıcak var. Otobüsler dolu, trafik yoğun, duraklarda bekleyen insanlar çaresiz…
Sabahın köründe evinden çıkan vatandaş, gideceği yere zamanında ulaşabilmek için adeta mücadele veriyor.
Peki, bütün bunlar kimin sorunu?
Vatandaşın mı?
O da senin sorunun!
Öyle mi?
Vatandaş işe yetişmeye çalışırken, öğrenci okuluna ulaşmaya uğraşırken, hasta doktor randevusunu kaçırmamak için çırpınırken belediye başkanları bunları düşünmeyecek de kim düşünecek?
Yerel yönetim dediğimiz kurumlar, vatandaşın günlük hayatını kolaylaştırmak için yok mu?
Yönetmek sadece seçim kazanmak, vaat vermek ve gelecekte yapılacak projeleri anlatmak mıdır?
Beykoz halkı bugün ulaşımda ciddi sıkıntılar yaşıyorsa bunun hesabını sormak da vatandaşın en doğal hakkıdır.
Metro elbette gelsin. Ama metro gelecek diye bugünkü ulaşım sorunlarını görmezden gelmeyelim.
Çünkü vatandaşın hayatı, seçim vaatlerinin gerçekleşmesini bekleyerek geçmiyor.
İnsanlar bugün işe, bugün okula, bugün hastaneye gitmek zorunda.
Ve vatandaşın zamanı da hayatı da değerlidir.
M. T. KARASAKALOĞLU
Beykoz hak ettigi gibi yonetiliyor