

www.medyabeykoz.com | 8 Şubat 2026
Beykoz’un köklü mahalle kültüründe ve inanç dünyamızın temelinde yer alan “yardımlaşma” kavramı, son yıllarda ne yazık ki manevi ruhundan kopartılarak birer “siyasal şov” malzemesine dönüştürülmeye çalışılıyor. Oysa bizim medeniyetimiz, alan elin incinmediği, verenin ise kimliğinin gizli kaldığı bir nezaket üzerine kuruludur.
İşte yardımlaşmanın insani temelleri ve günümüzdeki “reklam” kirliliğine dair çarpıcı gerçekler:
1. Siyasetin Gölgesinde Kalan İyilik: “Kameralar Varsa Yardım Var mı?”
Özellikle yerel ve genel siyaset arenalarında, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan iki paket erzak için onlarca kamera ve fotoğraf makinesinin devreye girmesi, yardımlaşma ahlakıyla taban tabana zıttır.
2. İslami Yardımlaşmanın Sarsılmaz Temeli: İnsan Onuru
İslami yardımlaşma geleneğinde odak noktası, paketin üzerindeki logo değil, paketin ulaştığı kişinin gönlüdür.
3. Tarihten Ders Almak: Sadaka Taşları ve Zimem Defterleri
Ecdadımız, yardımı bir şova dönüştürmemek için muazzam yöntemler geliştirmiştir:
Yardımlaşma ve Siyasi Şov Arasındaki Uçurum
Yardımlaşma Ahlakı Siyasi Şov Anlayışı Amacı sadece rıza ve vicdani huzurdur. Amacı oy toplamak ve prestij kazanmaktır. Alan kişinin onuru kutsal sayılır ve gizlenir. İhtiyaç sahibi “arka plan görseli” olarak kullanılır. En kaliteli ve sevilen mallardan verilir. Üzerinde büyük logoların olduğu standart paketler dağıtılır. Sessiz ve gösterişsizdir. Flaşlar, kameralar ve basın bültenleriyle duyurulur.
Sonuç Olarak:
Beykoz sokaklarında, komşusu açken tok yatmaktan haya eden bir kültürün mirasçılarıyız. Siyasetçilerin, insani bir görev olan yardımlaşmayı bir “PR çalışmasına” dönüştürmesi, toplumun vicdanında derin yaralar açmaktadır. Unutulmamalıdır ki; samimiyetten uzak, reklam kokan bir iyilik, sahibine ancak vebal getirir.