DOLAR
47,7111
EURO
55,1881
ALTIN
6.660,55
BIST
13.779,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
29°C
İstanbul
29°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
30°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C

ANAHTAR PARTİ

ANAHTAR PARTİ
01.08.2026 20:21 | Son Güncellenme: 01.08.2026 20:48
A+
A-

Kuruluşu bir, iki yıl kadar çok yeni olmasına rağmen açıkçası mevcut pek çok yıllanmış siyasi partilere göre kamuoyu yoklamalarında emsallerinden çok daha fazla ilgi görmesi uzun zamandır dikkatimi çekiyordu!

Nihayet Beykoz İlçe Teşkilatının Kavacık’ta ki açılış vesilesiyle, 1 Ağustos 2026 sabahı Beykoz, Yerel Medyayı davet ettikleri sabah kahvaltısında onlarla tanışma ve merakımı giderme şansı edindim…

İlçe binalarının giriş kapısından, teşrifata, kahvaltıda sundukları sağlıklı gıda ürünlerine kadar çok özenli bir menüyle karşılaştım.

Öyle, yasak savmak gibi klasik normlarda hazırlanmış, tamamen kanserojen yüklü salamlı, sosisli, hormon peynirli bir toplantıya değil, bademli, cevizli, üzümlü, zeytinli, karpuzlu, kavunlu ve her bir üyesi saygılı, nitelikli, iyi eğitim almış çaycısına kadar son derece donanımlı bir teşkilat gördüm… 

Kendi, kendime; bunca zaman genel başkanlarını canlı olarak hiç tanımadım ama pek kolay değişmez kuralı hatırladım; “KAPTAN NEYSE,  TAYFA DA ODUR”  dedim…

Ve “eğer bu parti pek çok siyasi partinin yaptığı gibi çokbilmişlere değil, çok görmüşlere saygı duymaya devam eder, kendi içlerinde kıskançlık duygularına yenilmez, yükselttikleri her arkadaşının, kendi yükselmeleri olduğunu kavrar, zayıfken adalet, güçlüyken asalet taslayanlardan asla olmazlarsa; neden en kısa zamanda ülkemizin en güçlü partisi olmasınlar ki” diye geçirdim.

İlk sözüm; partinin sıra dışı ismi ANAHTAR PARTİSİ”NİN esin kaynağını sorgulamak oldu…

İnsanlar, uyku öncesi başlarını yastığa koyduklarında, genellikle akıllarından geçenlerin kayıtlarının tutmazlar ama ANAHTAR PARTİSİ GENEL BAŞKANI, bir gece rüyasında “ülkemizin, kangren olmuş ülke sorunlarını nasıl çözebilirim diye uykuya dalmış, rüyasında rahmetli babaannesini görmüş;  babaannesi de ona; “al yavrum bu anahtarı, göreceksin ülkemizin tüm sorunlarını bu anahtarla çözeceksin” demiş.

O da çok bir büyük bir saygı duyduğu babaannesinin sözünü dinlemiş ve insanlık tarihinde atı ilk ehlileştiren, üzengiyi bulup diyar, diyar dolaşabilen ve emsal milletlere göre çok daha kısa zamanda daha çok bilgiye ulaşan, dünyanın en savaşkan milletlerinden biri olan ulusumuzun sorunlarını ANAHTAR PARTİSİ adı ile çözmeye karar vermiş… “Yüce Türk Milleti ve Atalarımız buna hakkıyla layıktır” demiş…

Gerçekten de Türkler; dünyanın en savaşkan, en mert, en hoşgörülü ve en cesur milletlerinden biridir.

Örneğin MÖ. VIII. yüzyılda Tanrı Dağları, Fergana ve Kaşgar bölgelerinde yaşayan eski Türk Devletlerinden İskit İmparatorluğunun kadınları tek memeliydi.

Uzun bir süre İskitlilerle yaşamış Hipokrat’a göre; İskit Türkleri çok iyi ata binen ve savaşçı bir ulustular.  İskit kadınları da ata biner ve ok ile yay kullanırlardı. 

Bu yüzden, İskit geleneklerine göre kız çocukları, bu iş için hazırlanmış bakır bir aleti kızdırarak bedenlerinin bu kısmını (sağ memelerini) yok ederlerdi.

Sağ meme bu yolla yakıldıktan sonra büyümez ve bedenin tüm gücü daha sonraki gelişmede sağ omuza ve kola giderdi.

İskit kızları, kız kaldıkları sürece savaş eder ve 8 düşman askeri öldürmedikçe de evlenemezlerdi.

8 düşman, ya da daha fazla asker öldürüp bir erkeğe varma hakkını kazanınca, yani evlendikten sonra bir daha ata binmez ve artık silah kullanmazlardı.

Atı ilk ehlileştiren Türkler, bu sayede diyar, diyar gezen ve en hızlı bilgilenen milletlerden birincisiydi.

Durmadım, bu saygılı ve nitelikli insanlara sorularımı sormaya devam ettim…

ZİLYET HAKKINI ANLATTIM:

ZİLYET”;  Evrensel Bir İnsan Hakkıdır… Dedim…

Osmanlı, İngiliz, Fransız ve pek çok ülkenin anayasalarında yer almış temel insan hakkıdır, sonradan çıkarılan başka bir kanun veya keyfiyetle hukuken yok edilemez.

Verilen hak geri alınamaz, kanuna uysa da hukuka uymaz ve er ya da geç hukuk kazanır…

ZİLYET; ne demek midir?

“Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ülkemizin nüfusu 13 milyon civarındaydı, yüz ölçümü topraklarımız ise yine bugünkü gibi aynı 780 bin km. alandı. Nüfus az, toprak çoktu…

Uzun yıllar süren savaşlardan yorgun ve bitap çıkan milletimizin güçlü bir ülke kurabilmesi için diğer ülkelerde de yapıldığı gibi ülkemizde de üretim seferberliği başlatıldı.

Vatan topraklar için şehit ve gazi olan gerçek sahipleri atalarımıza; “herkes bu geniş topraklarda üretebildiği kadar vatan için artı değer üretsin, topraklarımız bereketlensin” dendi…

Kim ya da kimler ne kadar toprak alanını 20 yıl boyunca devlet ile herhangi bir NİZA’YA düşmeden eker, biçer ise o vatan toprakları onun anasının ak sütü kadar ona ve torunlarına helaldir dendi.

Hukuken bu hak sonradan geri alınamaz.

Alınırsa da o kanun hukuka uygun sayılmaz, sayılamaz…

Sonuçta er ya da geç evrensel hukuk kazanır…

Elbette, atalarımızdan bazıları daha fazla nüfusa sahip oldukları için, bazı komşularına göre daha fazla toprağı ekip, biçmiş ve daha fazla toprak sahibi olmuşlardır.

Ve bu onun ya da onların komşularına haksızlık ettiği anlama gelmez.

Çünkü onun ailesi daha kalabalık ve daha çok emek gücüne sahiptir ayrıca daha çok asker yetiştiren, daha çok şehit ve gazi olan bir ailedir…

Bizler de onların torunlarıyız.

AKP döneminde çıkarılan yaygın bir söylenti bazı kamu yöneticileri tarafından zaman, zaman taammüden tekrarlanıyor; “Zilyet hakkı kaldırıldı, Tapu Tahsis Belgeleri iptal oldu” deniliyor.

Doğrudur, Zilyet haklarının İptal edildiği söylenen kanun 12 Eylül 1980’den sonra çıkarılmıştır.

Yani; 12 Eylül 1980’den sonra zilyet hakkı talep edenlere bu hak tanınmaz kanunudur; ama asla ve hukuken 12 Eylül 1980’den önceki Zilyet haklarına engel olabilecek bir kanun değildir.

Evet, artık ülkemizin nüfusu 13 milyon değil, 86 milyondur, ZİLYET haklarının iptal kararları da kanun çıktığı tarihten sonraki zamanı bağlar ve bağlamalıdır.

Bu nedenle hem Hükümet, hem İBB hem de Beykoz Belediyesi hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeden yerinde çözümler üreterek herkesin tapusunu sadece ve sadece bir pul masraflarıyla teslim etmek zorundadır…

Dosdoğru, hak ve hukuk resmen budur.

Her biri alanında uzman ANAHTAR PARTİLİLERİN kimi mimar, kimi sosyolog, kimi mühendisler dikkat ve saygıyla notlarını tuttular ve samimiyetle; “söz veriyoruz, bu konuyu, derinlemesine değerlendirecek ve gereğini hakka ve hukuka en uygun şekilde değerlendireceğiz” dediler…

Saygılarımla.

Saadettin-Kofin

Seyfullah Kılıç

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com