Aydın Düzgün sessizliğini bozdu

Aydın Düzgün sessizliğini bozdu
03.10.2026 08:54

5 Eylül’de bu köşede “Aydın Düzgün yerel gündemde neden sessiz?” diye sormuştum.

O günkü eleştirim açıktı: Yeni bir partinin kuruluşu, örgütlenmesi, üye çalışmaları elbette zaman isterdi. Ancak Beykoz’un imarından ulaşımına, belediye uygulamalarından mülkiyet sorunlarına kadar bu kadar yoğun bir gündem varken, Aydın Düzgün’den daha görünür ve dosyaya dayalı bir yerel muhalefet bekliyordum.

Aradan yaklaşık bir ay geçti.

Düzgün önce YENİ Parti’de yapılan ön seçimden çıktı. 2 bin 100 üyenin katıldığı seçimde 1.094 oy aldığını ve yeniden güven tazelediğini anlattı.

Sonra da TrendMedya’nın karşısına geçti.

Ve açık söylemek gerekir ki, bu kez sessiz değildi.

İlk sıraya imarı koydu

Röportajda benim en fazla dikkatimi çeken bölüm imar ve mülkiyet oldu.

Düzgün, Beykoz’un temel problemini 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu ve buna bağlı planlama süreçleri üzerinden tarif etti. Planların çok sayıda kurum görüşüne bağlı kalmasını, uzun süren hukuki süreçleri ve iptalleri anlattı.

Daha önemlisi, meseleyi sadece “imar planı” olarak görmedi.

Konut üretilememesi nedeniyle Beykozlunun kendi ilçesinde kalamadığını, özellikle genç kuşakların çevre ilçelere yöneldiğini savundu.

Burada Düzgün’ün söylediği cümle belediye başkanı seçilmeden önce Alaattin Köseler tarafından sıkça dile getirilen slogan oldu.

Beykozlu Beykoz’da kalmalı.

Aslında önümüzdeki dönemde kendisinin de partisinin de sınanacağı cümle tam olarak bu olabilir.

Çünkü bunu söylemek kolay.

Beykozlunun Beykoz’da nasıl kalacağını anlatmak ise çok daha zor.

Metroya inanmak istiyor ama inanmıyor

İkinci önemli başlık ulaşım.

Düzgün, Beykoz’un ulaşım bakımından İstanbul’un kenarında kaldığını düşünüyor. Ümraniye, Üsküdar ve Kadıköy bağlantılarındaki sıkıntılara dikkat çekiyor.

Metro konusunda ise oldukça sert.

Projenin yapılmasını istediğini söylüyor ama bugüne kadar verilen sözlere bakarak açıklamalara güvenmediğini de gizlemiyor.

Burada artık yalnız Düzgün’ün değil, bizim de takip etmemiz gereken soru belli:

Beykoz metrosu ne zaman kâğıttan çıkıp sahaya inecek?

Çünkü metro siyasi tartışmanın konusu olmaktan çıkıp takvimi, finansmanı ve yapım süreciyle konuşulmaya başladığında kimin haklı olduğunu zaten Beykozlu görecek.

En sert sözleri belediye yönetimine

Düzgün’ün dili, konu Beykoz Belediyesi yönetimine geldiğinde belirgin biçimde sertleşiyor.

Özlem Vural Gürzel’in adını kullanmak yerine ısrarla “sonradan AKP’li olan vekil” ifadesini tercih ediyor.

Gürzel’in hem kendisine daha önce oy veren seçmenlerin hem de AK Parti seçmeninin desteğini kaybettiğini öne sürüyor. Kaldırım ve asfalt çalışmalarından belediyenin genel hizmet anlayışına kadar oldukça ağır ifadeler kullanıyor.

Ekonomiyi rakamlardan çok sokaktan okuyor

Düzgün’ün ekonomi değerlendirmelerinde ise başka bir Beykoz anlatısı var.

Bir zamanların fabrikalarından, sanayi kimliğinden ve istihdamından söz ediyor. Bugünkü Beykoz’da özellikle emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıya dikkat çekiyor.

Pazardan alışveriş yapamayanları, Halk Ekmek’ten birkaç ekmek alarak evine giden emeklileri anlatıyor. Bunlar ekonomik istatistiklerden çok bir siyasetçinin sokak gözlemleri.

Ama Düzgün buradan yine aynı yere geliyor:

İstihdam.

Turizm, tarım ve küçük sanayi üzerinden Beykoz’da yeni iş alanları oluşturulması gerektiğini söylüyor. İmar ve mülkiyet sorunlarının çözümünü de bununla birlikte değerlendiriyor.

Şimdi sıra takipte

Bir ay önce Aydın Düzgün’e yönelttiğim soru şuydu:

“Aydın Düzgün Beykoz’da yalnızca yeni bir parti mi kuracak, yoksa Beykoz’un muhalefetini de üstlenecek mi?”

Bu röportajdan sonra şunu söyleyebiliriz:

Düzgün artık hangi konuları gündemine aldığını ortaya koydu.

İmar dedi.

Mülkiyet dedi.

Metro dedi.

Ulaşım dedi.

Ekonomi ve istihdam dedi.

Belediye yönetimini sert biçimde eleştirdi.

Ama siyasette asıl mesele yalnızca konuşmak değildir.

Şimdi önemli olan, bugün söylediği bu sözlerin yarın dosyaya, öneriye ve takibe dönüşüp dönüşmeyeceğidir.

Çünkü Beykoz’un ihtiyacı sadece iktidarın yaptıklarını anlatması ya da muhalefetin eleştirmesi değil.

Beykoz’un ihtiyacı, söylediğinin arkasında duran ve sonucunu takip eden siyaset olmalıdır.

Biz de takip edeceğiz.

Alaattin Kılıç
2 Ekim 2026

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com