www.medyabeykoz.com – 29 Mayıs 2026
Ayak sesleri duyulmaya başlanan 2. Paylaşım Savaşı öncesi, savaşın iki cephesinin önderi olacağı belli olmaya başlayan ABD ve Almanya’nın, farklı söylemler gibi görünse de gençlerine verdiği propaganda özünde aynı sömürgen tavrı içeriyordu. ABD gençlerine “Tüm dünya size muhtaç, onlara özgürlüğü, uygarlığı siz götüreceksiniz; onun için Beyaz Anglo-Sakson ahlakı ile yaşayın. İyi genç anneler, iyi genç babalar olun ki çok uluslu emperyalist şirketlerimiz için ölecek askerler yetiştirin” diyor; Almanya ise “Sizler üstün Ari ırka mensupsunuz, diğer tüm ırklar size hizmet için var; onun için güçlü ve bilgili olmanız gerekir” diyordu. Son tahlilde amaç, Orta Doğu ve Kafkasya’nın enerji havzalarının paylaşımı idi; ölecek, sakat kalacak milyonlar emperyalist sömürgenlerin umurunda bile değildi, günümüzdeki gibi.
Her iki paylaşım savaşı arasındaki tek sıra dışı, beklenmeyen değişim Ulusal Kurtuluş Savaşımızdır. 2. Paylaşım Savaşı öncesi oluşturulan masa başı suni sınırlara, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde çelme takılmıştır.
İkinci Paylaşım Savaşı, sebep olduğu büyük kayıplara ve kıyıma rağmen bilim dünyasında sıçramaya sebep olmuş, teknolojinin sıradan insanlara ulaşmasına yol açmıştı. Savaş sebebi ile gelişen üretim teknolojileri müşteriye, tüketiciye ihtiyaç duyuyordu. Emperyalist sömürgenler, zorla da olsa iki kutuplu dünya düzenini kabul etmek zorunda kalmışlardı. Ulusal Kurtuluş Savaşımız ve kurduğumuz cumhuriyet; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya kıtasında mazlum uluslara öncü olmuştu. Sovyet Bloku’nun desteği ile başlayan özgürlük hareketleri, daha sonra dünya düzeninde Bağlantısızlar Hareketi’ne temel olacaktı. Pakistan ve Hindistan’ın Birleşik Krallık’tan bağımsızlıklarını ilan etmeleri, Hindiçini’nde Fransız sömürge yönetimine karşı başlayan Vietnam Özgürlük Savaşı, hemen ardından Cezayir Savaşı, Orta Doğu ve Güney Amerika’da sömürgenlere karşı özgürlük hareketlerinin fitilini ateşlemişti.
Kore Savaşı sırasında ABD’de başlayan antikomünist hareket, Amerikan sineması ve tiyatrosunda cadı avına dönmüştü. Tüm dünyaya pompalanan etkin kültür; haşarı, efendi çocuklar Dean Martin, Frank Sinatra, Sammy Davis Jr. veya kadife sesli, efendi siyahi çocuk Nat King Cole ile “ensesine vur, lokmasını al” neşeli siyahi Louis Armstrong idi. Fakat tüm bu propagandaya, baskılara rağmen gençlik Black Betty’nin farkına varmıştı. Garajlarda genç insanlar özgürlüğün tadını çıkararak kurulu düzene karşı çıkıyor; gospellerden, blues müzikten ilham alarak rock and rollun ilk adımlarını atmaya başlıyordu.
İlk yıllarında, önceki yıllarda caz müziğin uğradığı ötekileştirmelere rağmen rock and roll; garajlarda, gecekondularda, lise koridorlarında yolunu bulmaya başlamıştır. Duvardaki çatlak her engele rağmen büyümeye devam etmiştir; gün gelmiş, bütün dünyada özgürlüğün ve barışın öncüsü olmuştur. Ülkemiz gençleri ise Anadolu Rock ile bu birlikteliğe katkılarını vermiştir.
Zaman içinde gelişerek tüm dünyada benlik bulan rock müzik efsanesini paylaşacağım yazılarımda. Çünkü her rock konseri sonrasında hayat, konser öncesindeki gibi olmamıştır gençler.
Beton severler rock müzikten anlamaz, hayatın içinde yorulmayanlar anlar.
Her zaman olduğu gibi hoşça kalın, dostça kalın.
KUKLACI-STÜDYO34