

| 21 Şubat 2026
Eğer bir toplumda siyasetin ana dili “proje” veya “vizyon” yerine “yardım kolisi” haline gelmişse, bu durum orta sınıfın daraldığını ve alt gelir grubunun temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını gösterir. Toplumun en büyük beklentisi artık uzun vadeli yatırımlar değil, “bugünkü tencerenin kaynaması” olmuştur.
Toplumun bu yardımlara yoğun ilgi göstermesi, vatandaşın devletten veya belediyeden ziyade “parti kanalları” üzerinden gelen desteğe bir nevi mecbur kaldığını ifade eder. Bu durum, bireyin ekonomik özgürlüğünden ziyade, bir yapıya olan bağımlılık ilişkisini pekiştirir. Halk, sosyal haklarını “hukuki bir hak” olarak değil, “siyasi bir lütuf” olarak görmeye başlar.
Yardımların siyasi partiler eliyle bu kadar görünür yapılması, toplumdaki sivil dayanışma ağlarının (vakıflar, dernekler, komşuluk hukuku) zayıfladığını veya bu alanın siyaset tarafından domine edildiğini gösterir. Toplum, kendi içindeki imece usulü yardımlaşma yerine, siyasi bir organizasyonun parçası olmayı (veya oradan destek almayı) daha erişilebilir bulmaktadır.
Ramazan gibi manevi bir dönemin, siyasi bir “pazar yerine” dönüşmesi, toplumun kutsal değerlerle olan ilişkisinin ekonomik gerçeklerle ne kadar iç içe geçtiğini gösterir. Toplum için “paylaşmak”, artık sadece bireysel bir ibadet değil, kamusal ve siyasal bir hayatta kalma mekanizması haline gelmiştir.
Bu tablo, Beykoz özelinde halkın önceliğinin Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en temel basamak olan “fizyolojik ihtiyaçlar” ve “güvenlik” katmanına gerilediğini göstermektedir. Siyaset de bu sosyolojik gerçeğe göre pozisyon almaktadır.
#beykoz #beykozhaberleri #beykozhaber #istanbulhaber