BEYKOZ’UN DEĞERLERİNE VE KENDİ İNSANINA SAHİP ÇIKALIM
Beykoz, İstanbul’un en köklü, en eski ve en güzel ilçelerinden biridir. Tarihi, doğası ve Boğaz’ı kadar; insanı, dostluğu, kardeşliği ve güçlü komşuluk kültürüyle de kendine has bir ilçedir.
Beykoz’u diğer birçok ilçeden ayıran en önemli özelliklerden biri de yıllardır kendi kültürünü ve kendi insanını korumasıdır. Sancaktepe, Çekmeköy, Alemdağ, Esenler ve benzeri yerler gibi yoğun göç alan bir ilçe olmadı. Beykoz’un insanı burada doğdu, burada büyüdü ve burada yaşamaya devam etti.
Birbirimizi sokakta, sahilde, pazarda, kafede görür; selamlaşır, hâl hatır sorarız. İşte Beykoz’u Beykoz yapan da biraz budur.
Beykoz aynı zamanda çok değerli doktorlar, profesörler, siyasetçiler, sanatçılar ve birbirinden kıymetli insanlar yetiştirmiştir. Üstelik bu insanlar hâlâ aramızdadır. Sahilde yürürken, bir kafede otururken, çarşıda gezerken karşılaşabileceğimiz kadar hayatımızın içindedirler.
Tam da bu nedenle bugün siyaset üstü bir meseleye dikkat çekmek istiyorum.
Geçmiş yönetimlerde olduğu gibi bugün de Beykozlular Günü gibi özel organizasyonlarda zaman zaman ilçemizin dışından, ülke çapında tanınan sanatçılar sahneye çıkarılıyor.
Elbette Derya Hanım çok değerli, başarılı, sesi güzel, halkta karşılığı olan ve sevilen bir sanatçımızdır. Kendisine saygımız ve sevgimiz vardır.
Ancak asıl mesele başka…
Biz Beykozlular olarak kendi sanatçılarımızı ne zaman daha fazla göreceğiz?
Derya Hanım ile yolda karşılaşma ihtimalimiz nedir? Bir kafede oturup kendisiyle çay içme, sohbet etme veya günlük hayatın içerisinde karşılaşma ihtimalimiz kaçtır?
Oysa Beykoz’un kendi yerel sanatçıları var.
Sesi güzel, sahneye yakışan, halkta karşılığı olan, Beykoz’un sokaklarından çıkmış ve bu ilçenin insanıyla aynı hayatı yaşayan sanatçılarımız var. Onlarla sokakta karşılaşabiliriz, aynı kafede çay içebiliriz; düğünümüzde, etkinliğimizde, mahallemizde görebiliriz.
İşte mesele tam olarak budur:
Kendi değerlerimize sahip çıkmak.
Değerli siyasetçilerimizin, yöneticilerimizin ve ilçemizde söz sahibi olan herkesin Beykoz’un insanına sahip çıkmasını bir görev, hatta Beykozlulara karşı bir vefa borcu olarak görüyorum.
Bu yazı bir parti eleştirisi değildir.
Geçmiş yönetimlere de mevcut yönetime de aynı çağrıyı yapıyorum. Bu mesele siyaset üstüdür.
Beykoz’un organizasyonlarında Beykoz’un sanatçıları daha fazla yer bulmalıdır. Kendi insanımızın emeğine, yeteneğine ve değerine sahip çıkmalıyız.
Çünkü bugün biz birbirimizi desteklemez, birbirimizi kalkındırmazsak yarın “Beykoz’un insanı” diye sahip çıkabileceğimiz çok daha az değerimiz kalabilir.
Beykoz göç almadı, almayacak. Beykoz kendi kimliğini, kültürünü ve insanını korumalı.
Değerli siyaset büyüklerimizden ve yöneticilerimizden ricam; bundan sonraki organizasyonlarda Beykoz’un yerel sanatçılarına, gençlerine ve kendi değerlerine daha fazla fırsat verilmesidir.
Beykoz’un insanı bunu fazlasıyla hak ediyor.
Bu çağrının dikkate alınmasını ve gelecekte yapılacak etkinliklerde Beykoz’un yerel sanatçılarının daha fazla sahne almasını temenni ediyorum.
Kıymetli Beykoz halkına saygılarımı sunuyorum.
RECEP YILDIZ
Sağlıcakla kalın, esen kalın.
Allah’a emanet olun.