İstinye–Çubuklu Israrı Beykoz’un Hangi Gerçeklerini Gizliyor?

İstinye–Çubuklu Israrı Beykoz’un Hangi Gerçeklerini Gizliyor?
07.09.2026 10:00 | Son Güncellenme: 07.09.2026 10:01

www.medyabeykoz.com | 7 Eylül 2026

İstinye–Çubuklu Arabalı Vapur Hattı’nın yeniden açılması yönündeki çağrılar Beykoz gündemindeki yerini koruyor. Hattın kullanıcılar açısından sağladığı kolaylık tartışılmazken, feribotun ilçenin en öncelikli ulaşım sorunu gibi sunulması önemli soruları beraberinde getiriyor. Beykoz’un gerçek ulaşım ihtiyacı birkaç dakikalık Boğaz geçişinden mi ibaret, yoksa feribot tartışması daha büyük sorunları mı gölgede bırakıyor?

Resmî açıklamada gerekçe yok

İstinye–Çubuklu Arabalı Vapur Hattı, Şehir Hatları tarafından yapılan duyuruyla 31 Temmuz 2025 itibarıyla araç taşımacılığına kapatıldı. Aynı güzergahta yalnızca yolcu taşıyan deniz dolmuşları hizmet vermeye başladı.

Ancak Şehir Hatları’nın kamuoyuna yaptığı açıklamada hattın neden kapatıldığı belirtilmedi. Kararın ekonomik gerekçelerle mi, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle mi, trafik düzenlemesi kapsamında mı yoksa farklı bir işletme modeli tercih edildiği için mi alındığı açıklanmadı.

Bu bilgi eksikliği, hattın kaldırılmasına ilişkin tartışmaların belgelerden çok siyasi açıklamalar ve tarafların karşılıklı iddiaları üzerinden yürütülmesine neden oldu.

İşletmeci zarar ettiğini açıkladı

Hattı yedi yıl boyunca işleten Narlı Feribot İşletmesi, hizmetin 30 Temmuz 2018’de gerçekleştirilen açık ihale sonucunda başladığını ve sözleşme süresinin sona ermesiyle seferlerin durduğunu bildirdi.

Şirket, gemi başına günlük 19 bin 485 lira sabit kira bedeliyle çalıştığını, personel ve bakım giderlerini karşıladığını, son dört yılda yaklaşık 70 milyon lira zarar ettiğini ileri sürdü.

Sözleşme sonrasında İBB’ye günlük 142 bin lira ve ardından 102 bin lira üzerinden işletme teklifleri sunduğunu açıklayan şirket, bütün ticari riski üstlenerek yalnızca iskele kirası ödeme önerisinin de kabul edilmediğini savundu.

Bunlar işletmecinin kamuoyuna açıkladığı rakamlar. Buna karşılık hattın yıllık geliri, kamuya toplam maliyeti, sefer başına doluluk oranı ve belediyenin karşılaması gereken zarar konusunda kamuoyuyla paylaşılmış bağımsız bir denetim raporu bulunmuyor.

Bu nedenle “feribot kâr ediyordu” veya “hattın zararı sürdürülemez hale gelmişti” değerlendirmelerinden herhangi birini kesin gerçek olarak kabul etmek mümkün değil.

Feribot kimi taşıyordu?

İstinye–Çubuklu hattı, özellikle Sarıyer ve Avrupa Yakası’nın kuzey bölgelerine araçla ulaşmak isteyenler için büyük kolaylık sağlıyordu. Yaklaşık 8–10 dakikalık deniz geçişi, sürücüleri Fatih Sultan Mehmet Köprüsü güzergâhından ve uzun kara yolculuğundan kurtarıyordu.

Ancak hattın taşıdığı araçların niteliği tartışmanın önemli bölümünü oluşturuyor. Bölgede yapılan saha görüşmelerinde feribotu ağır tonajlı ve ticari araçların yoğun kullandığı, sefer öncesi oluşan kuyrukların Çubuklu sahilinde trafik, gürültü ve çevre baskısına yol açtığı dile getirildi.

Feribot bu yönüyle köprülerden araç eksiltirken, trafik yükünün bir bölümünü Çubuklu Mahallesi’ne taşıyordu. Bir sürücünün yolculuğunu kısaltan sistem, iskele çevresinde yaşayanların günlük hayatını zorlaştırabiliyordu.

Dolayısıyla hattın yeniden açılmasını istemek kadar, “Hangi araçlara açık olacak?” sorusuna cevap vermek de gerekiyor.

Beykoz’un öncelikli ulaşım sorunu feribot mu?

Beykoz’da raylı sistem bulunmuyor. İlçe sakinlerinin büyük bölümü Üsküdar, Kadıköy ve Ümraniye yönündeki günlük yolculuklarında otobüs ve özel araç kullanmak zorunda kalıyor.

Kuzey mahalleleri ile köylerden Kavacık’a ulaşan bazı İETT hatlarında tek yönlü sefer süreleri 55 dakikadan başlayıp iki saate kadar çıkabiliyor. Trafik yoğunluğu seferlerin zamanında yapılamamasına, duraklarda uzun bekleme sürelerine ve araçların kapasitesinin üzerinde yolcu taşımasına neden olabiliyor.

Beykoz’un İstanbul’a açılan ana kapısı durumundaki Kavacık Kavşağı ise yalnızca ilçe trafiğini değil, TEM Otoyolu ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün bölgesel yükünü de taşıyor. Burada yaşanan bir yoğunluk veya kaza, Beykoz’un önemli bölümünde ulaşımı etkileyebiliyor.

İlçe için gündeme getirilen 17,49 kilometrelik ve 14 istasyonlu Ümraniye–Kavacık–Beykoz Metro Hattı henüz hizmete girmiş değil. Kavacık Kavşağı’nın yeniden düzenlenmesi ve Çavuşbaşı üzerinden alternatif giriş oluşturulması da tamamlanmayı bekleyen yapısal ulaşım projeleri arasında bulunuyor.

Bu tablo karşısında İstinye–Çubuklu feribotu önemli bir seçenek olsa da Beykoz’un bütününü ilgilendiren birinci ulaşım çözümü olarak görülemez. Feribot belirli bir güzergâhta araç kullanan kesime avantaj sağlarken metro, otobüs hatları ve Kavacık düzenlemesi çok daha geniş bir nüfusun günlük hayatını etkiliyor.

Tartışma otomobil merkezli yürütülüyor

Feribotun yeniden açılmasını savunan söylemlerde çoğunlukla araçların köprü trafiğine girmeden karşı yakaya geçmesi öne çıkarılıyor. Ancak bu yaklaşım, otomobili bulunmayan ya da toplu taşımaya bağımlı Beykozluların sorunlarını ikinci plana itiyor.

Öğrencilerin, çalışanların, yaşlıların ve köylerde yaşayan vatandaşların temel ihtiyacı araçlarıyla İstinye’ye geçmekten önce; düzenli otobüs seferine, güvenilir aktarma sistemine ve hızlı raylı ulaşım bağlantısına kavuşmak.

Üstelik yolcu taşımacılığı tamamen kaldırılmış değil. Deniz dolmuşları Çubuklu ile İstinye arasında yaya yolcu taşımaya devam ediyor. Ortadan kaldırılan hizmet, esas olarak otomobil ve ticari araç taşımacılığı oldu.

Bu ayrım yapılmadan kullanılan “Beykoz deniz ulaşımından mahrum bırakıldı” ifadesi mevcut durumu tam olarak yansıtmıyor.

Feribot ısrarı hangi gerçekleri gizleyebilir?

Feribot tartışmasının Beykoz ulaşımının merkezine yerleştirilmesi beş önemli gerçeği geri plana itiyor:

Birincisi, Beykoz hâlâ İstanbul’un raylı sistem ağına bağlanmış değil.

İkincisi, Kavacık ilçenin tek ve kırılgan ulaşım düğümü olmayı sürdürüyor.

Üçüncüsü, kuzey mahalleleri ve köylerde yaşayanların yolculuk süreleri kent merkezindeki standartların oldukça üzerine çıkıyor.

Dördüncüsü, ilçenin ulaşım politikası toplu taşıma kullanıcılarından çok özel araçların hareketliliği üzerinden tartışılıyor.

Beşincisi, hattın mali yapısına ilişkin veriler açıklanmadığı için tartışma kamu yararı ve ölçülebilir sonuçlar yerine siyasi kamplaşma üzerinden ilerliyor.

Feribotun yeniden açılması talebi, bu sorunların konuşulmasını engellememeli. Aksi halde belirli bir kullanıcı grubunun ulaşım kolaylığı, Beykoz’un ortak ve öncelikli ulaşım ihtiyacı gibi sunulabilir.

“Açılsın veya açılmasın” ikilemi doğru değil

İstinye–Çubuklu hattı için seçenekler yalnızca tamamen kapalı kalması veya eski sistemiyle yeniden açılması değil.

Ağır tonajlı araçların taşınmadığı, yalnızca otomobil ve küçük ticari araçların kabul edildiği bir model uygulanabilir. Seferler günün yoğun saatlerine göre düzenlenebilir. İskele çevresindeki kuyrukların mahalle trafiğine etkisini azaltacak rezervasyon sistemi kurulabilir.

Hat, özel işletmeci yerine şeffaf bir kamu ihalesiyle veya doğrudan Şehir Hatları bünyesinde çalıştırılabilir. Bunun için her araç ve yolcu başına düşen kamu maliyetinin açıklanması gerekir.

Ayrıca feribot talebi yalnızca araç taşımacılığı üzerinden değil, yolcu kapasitesi yüksek ve otobüs hatlarıyla bütünleşen bir deniz ulaşımı modeliyle birlikte değerlendirilmelidir.

Açıklanması gereken veriler var

Sağlıklı bir karar verilebilmesi için İBB ve Şehir Hatları’nın şu bilgileri kamuoyuyla paylaşması gerekiyor:

  • Hattın son beş yıldaki araç ve yolcu sayıları,
  • Taşınan otomobil, kamyon, otobüs ve ağır vasıta oranları,
  • Sefer başına doluluk oranları,
  • Bilet ve diğer işletme gelirleri,
  • Gemi kiraları, yakıt, personel ve bakım giderleri,
  • Belediyenin karşılamak zorunda kaldığı yıllık zarar,
  • Çubuklu ve İstinye’de oluşan araç kuyruğunun mahalle trafiğine etkisi,
  • İşletmecinin sunduğu tekliflerin neden kabul edilmediği,
  • Yeni bir ihale veya alternatif işletme modeli hazırlanıp hazırlanmadığı.

Bu veriler açıklanmadan yürütülen tartışma, kamu yararına ilişkin bir ulaşım değerlendirmesinden çok siyasi pozisyon yarışına dönüşüyor.

Feribot çözüm olabilir ama ana çözüm değildir

İstinye–Çubuklu Arabalı Vapur Hattı’nın Beykoz için hiçbir önem taşımadığını söylemek doğru olmaz. Hat, özellikle Avrupa Yakası’nın kuzeyine araçla ulaşanlar için zaman ve mesafe avantajı sağlıyor; köprü güzergâhına sınırlı da olsa alternatif oluşturuyor.

Ancak feribot Beykoz’un raylı sistem eksikliğini gidermez, köylerin ulaşım sorununu çözmez, Kavacık düğümünü ortadan kaldırmaz ve toplu taşımaya bağımlı yurttaşların büyük bölümüne doğrudan bir seçenek sunmaz.

Bu nedenle doğru soru yalnızca “Feribot yeniden açılsın mı?” değildir.

Asıl sorular şunlardır:

Feribot kimler için çalışacak? Hangi araçları taşıyacak? Kamuya maliyeti ne olacak? Çubuklu’ya nasıl bir trafik yükü getirecek? Beykoz’un genel ulaşım planında hangi sırada yer alacak?

İstinye–Çubuklu hattı, şeffaf maliyet hesabı, ağır vasıta sınırlaması ve mahalle trafiğini koruyacak düzenlemelerle tamamlayıcı bir ulaşım seçeneği olarak yeniden değerlendirilebilir.

Fakat feribotun Beykoz’un en önemli ulaşım meselesi gibi sunulması, ilçenin yıllardır çözülemeyen metro, Kavacık, otobüs ve mahalleler arası bağlantı sorunlarını görünmez hale getirme riski taşıyor.

#İstinyeÇubuklu #Beykoz #BeykozUlaşım #ArabalıVapur #Kavacık

MEDYABEYKOZ HABER MERKEZİ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com