

Uğur Mumcu Katledilişinin 33.Yıldönümünde Anılıyor
Türkiye’nin cesur kalemi, araştırmacı gazeteciliğin öncü ismi Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da evinin önünde uğradığı hain bir suikast sonucu aramızdan ayrılışının yıl dönümünde tüm yurtta saygı ve özlemle anılıyor. Karlı sokakların hüzne büründüğü o günden bugüne, Mumcu’nun fikirleri aydınlanma yolunda ışık olmaya devam ediyor.
Karanlık Bir Pazar Sabahı: 24 Ocak 1993
33 yıl önce, bir Pazar sabahı Ankara Karlı Sokak’taki evinden çıkıp aracına binen Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Bu suikast, sadece bir gazeteciye değil, Türkiye’nin demokrasi ve laiklik değerlerine yapılmış bir saldırı olarak tarihe geçti. O günden bu yana faillerin ve azmettiricilerin tam olarak gün yüzüne çıkarılamamış olması, adalete olan özlemi her geçen yıl daha da derinleştirdi.
“Vurulduk Ey Halkım, Unutma Bizi!”
Uğur Mumcu, yaşamı boyunca tarikat-siyaset-ticaret üçgenindeki karanlık ilişkileri, terörün finansmanını ve yolsuzlukları korkusuzca kaleme aldı. Yazdığı kitaplar ve makalelerle toplumu uyaran Mumcu, bugün sadece bir gazeteci olarak değil, bir “demokrasi şehidi” olarak hafızalardaki yerini koruyor. Her yıl düzenlenen Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında, onun şahsında katledilen tüm aydınlar için ortak bir vicdan muhasebesi yapılıyor.
Saygı Duruşu ve Unutulmayan Miras
Bugün Beykoz’dan Ankara’ya, İzmir’den Iğdır’a kadar Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşlar, Mumcu’nun ilkelerine olan bağlılıklarını göstermek için bir araya geliyor. Yapılan törenlerde tutulan saygı duruşları, sadece bir sessizlik anı değil; onun “Vurulduk ey halkım, unutma bizi!” çağrısına verilen güçlü bir yanıt niteliği taşıyor.
Gelecek nesiller, Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz” ilkesini rehber edinerek; doğruluğun, dürüstlüğün ve bağımsız gazeteciliğin onurunu korumaya devam edecek.
Sönmeyen ışığın, cesur sesin önünde saygıyla eğiliyoruz.