DOLAR
45,8844
EURO
53,4639
ALTIN
6.684,56
BIST
13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
22°C
Pazar Az Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
28°C

PROGRAMDA DEMOKRASİ, TASLAKTA VESAYET

11.02.2026 18:35 | Son Güncellenme: 08.02.2026 18:49
A+
A-

www.medyabeykoz.com | 08.02.2026

Türkiye siyaseti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “yeni bir sistem” çıkışıyla hareketlenirken, iktidarın hazırladığı belirtilen yeni yasa taslağı ile partinin kendi programındaki vaatler arasındaki derin uçurum dikkat çekiyor. Parti programında yerel yönetimler “demokrasinin temeli” ve “katılımcılığın odağı” olarak tanımlanırken, gündeme gelen yasal düzenleme hazırlıkları belediyeleri tamamen merkezi yönetimin vesayeti altına sokmayı hedefliyor.

Reklam

İşte parti programındaki vaatler ile hayata geçirilmek istenen yeni sistem arasındaki çarpıcı çelişkiler:

1. “Doğrudan Katılım” Vaadinden “Valilik Onayı” Gerçekliğine

Parti programında; vatandaşların karar alma süreçlerine katılması için “referandum” kurumunun etkinleştirilmesi ve halkın iradesinin her kademede esas alınması gerektiği savunuluyor. Ancak yeni sistem taslağı, halkın seçtiği belediye başkanlarının bütçe kullanımını atanmış valilerin onayına bırakıyor. Programda “halkın iradesi esas” denirken, uygulamada bütçe yetkisinin seçilmişlerden alınarak atanmışlara devredilmek istenmesi, programdaki “katılımcı demokrasi” vizyonuyla doğrudan çelişiyor.

2. “Yerinden Yönetim” Sözü, “Merkezi Kurul” Kıskacında

Programda, yerel yönetimlerin anayasal ve yasal düzenlemelerle güçlendirilmesi ve “yerinden yönetim” anlayışının pekiştirilmesi gerektiği üzerinde duruluyor. Buna karşın yeni taslak; en küçük imar değişikliğini dahi valilik, kaymakamlık ve bakanlık temsilcilerinden oluşan merkezi bir kurulun onayına bağlıyor. Bu durum, programda vaat edilen “yerel yönetimlerin güçlendirilmesi” hedefinin aksine, yerel iradenin tamamen etkisizleştirilmesi anlamına geliyor.

3. “Günlük Hayat Bağı” mı, “Bakanlık İzni” mi?

Parti metinlerinde yerel yönetimler, vatandaş ile devlet arasındaki günlük bağı kuran “birincil mekanizmalar” olarak tanımlanıyor. Ancak yeni düzenleme ile belediyelerin vatandaşla en sık temas kurduğu sosyal yardımlar ve kreş açma gibi hizmetler bakanlık iznine tabi tutuluyor. Sosyal politikaların merkezi onaya bağlanması, programda belirtilen “diyaloğa dayalı yönetim” ve “vatandaş istemlerini karşılama” hedeflerini işlevsiz kılıyor.

4. Azınlık Hakları ve Denetim Paradoksu

Programda, yerel yönetimlerin çoğunluk tarafından yönetilse dahi azınlıkta kalanların haklarına saygılı olması ve vatandaşın bilgiye erişim hakkını kullanarak yönetimi denetlemesi gerektiği vurgulanıyor. Muhalefet ise yeni düzenlemeyi “yeni bir kayyum modeli” olarak nitelendirerek, denetimin şeffaflıktan ziyade siyasi bir baskı aracına dönüştüğünü savunuyor. Programın “interaktif siyaset” vaadi, yerini merkezin sıkı denetim ve kısıtlama politikalarına bırakıyor.

Sonuç olarak; parti programında yerel yönetimler demokrasinin “vazgeçilmez kalesi” olarak nitelendirilirken, yeni yasa taslağı belediyeleri sadece altyapı ve temizlik işlerine bakan, siyasi ve mali yetkileri elinden alınmış birer “şube müdürlüğüne” dönüştürme riski taşıyor. Bu durum, yazılı vaatler ile siyasi pratik arasındaki makasın giderek açıldığını gösteriyor.

ALAATTİN KILIÇ (Haber Analiz)

Reklam
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.