Sadece sahada görünmek siyaset için yeterli mi?
Siyasette sahada olmak önemlidir.
Muhtarları ziyaret etmek, esnafın kapısını çalmak, derneklerle bir araya gelmek, vatandaşla çay içmek elbette siyasi çalışmanın bir parçası olabilir.
Peki, ziyaretin kendisi başlı başına bir politik eylem sayılabilir mi?
Bir ziyaretin ardından yalnızca birkaç fotoğraf ve “sahadayız” mesajı kalıyorsa, burada siyaset nerede başlamaktadır?
Asıl mesele bu değil mi?
Muhtar ziyaret edildi.
Peki hangi sorun konuşuldu?
Esnaf dinlendi.
Peki hangi ekonomik veya yerel probleme ilişkin görüş ortaya konuldu?
Vatandaşın talepleri alındı.
Peki siyasi yapı bu talepler karşısında ne düşünüyor?
Ne öneriyor?
Neyi değiştirmek istiyor?
Bir ziyaret ne zaman siyasete dönüşür?
Bir siyasi parti veya siyasetçi sahaya çıktığında yalnızca dinlemekle mi yetinmelidir?
Yoksa dinlediklerinden hareketle bir düşünce, bir öneri ve bir siyasi tutum da ortaya koymalı mıdır?
Örneğin Beykoz’un önemli meseleleri ortada.
İmar konusunda ne düşünülüyor?
Kentsel dönüşüm nasıl olmalı?
Trafik ve ulaşım sorunlarına hangi çözümler öneriliyor?
Belediye bütçesi ve kamu kaynaklarının kullanımı nasıl değerlendiriliyor?
Mahallelerin yıllardır çözülemeyen meseleleri için nasıl bir yol haritası düşünülüyor?
Ziyaretlerden sonra kamuoyu bu soruların cevaplarını öğrenemiyorsa, o ziyaretlerin siyasi karşılığı ne kadar güçlü olabilir?
“Dostlar sahada görsün” yeterli mi?
Siyasi çalışmada görünürlük kuşkusuz önemlidir.
Ama bazen şu soruyu sormak gerekmiyor mu?
Sahada olmak mı önemli, yoksa sahada ne söylediğiniz mi?
Fotoğraf çekilmesi, sosyal medyada paylaşılması, parti yöneticilerinin veya kamuoyunun “çalışıyorlar” demesi siyasetin amacı hâline gelirse ne olur?
“Dostlar sahada görsün” yaklaşımı, siyasetin içeriğinin önüne geçtiğinde ortaya nasıl bir siyasi anlayış çıkar?
Vatandaş siyasetçiyi yalnızca yanında görmek mi ister?
Yoksa şunu da duymak istemez mi:
“Bu konuda bizim görüşümüz budur.”
Muhalefetin asıl gücü nerede?
Bu soru muhalefet açısından daha da önemli değil mi?
İktidarın elinde uygulama ve icraat imkânı varken muhalefetin temel araçlarından biri sözü, eleştirisi ve alternatifidir.
O hâlde muhalefet;
“Burada yanlış yapılıyor” demeyecek mi?
“Biz olsak şöyle yapardık” diyecek mi?
Bir konuda belediye yönetimini destekliyorsa bunun nedenini, karşı çıkıyorsa gerekçesini kamuoyuyla paylaşmayacak mı?
Bunların yerine yalnızca ziyaret fotoğrafları yayımlanırsa vatandaş siyasi farklılığı nasıl görecek?
Siyaset biraz da tarafını belli etmek değil mi?
Elbette her konuda kavga çıkarmak siyaset değildir.
Her ziyaretin sert bir açıklamayla sonuçlanması da gerekmez.
Ama hiçbir konuda açık bir düşünce ortaya koymadan siyaset yapılabilir mi?
Siyasetçinin söylediklerine birileri itiraz edebilir.
Eleştirilebilir.
Desteklenebilir.
Bütün bunlar demokratik siyasetin doğal sonucu değil midir?
O hâlde herkesi memnun edecek genel ifadeler yerine, gerektiğinde açık bir politik pozisyon ortaya koymak siyasetin asli görevlerinden biri sayılmaz mı?
Vatandaşın sorması gereken soru
Belki de bundan sonra ziyaret haberlerine bakarken yalnızca;
“Kim kimi ziyaret etti?”
diye sormamalıyız.
Şunları da sormalıyız:
Ne konuştular?
Hangi sorun tespit edildi?
Nasıl bir çözüm önerildi?
Hangi siyasi görüş ortaya konuldu?
Bu ziyaretin ardından ne değişecek?
Çünkü ziyaret değerli olabilir.
Sahada olmak da değerli olabilir.
Fakat bunların siyasete dönüşebilmesi için fikir, öneri ve politik irade gerekmiyor mu?
Yoksa günün sonunda onlarca fotoğraf, onlarca ziyaret ve yüzlerce el sıkışmanın ardından vatandaşın zihninde yine aynı soru mu kalır:
“Peki siz ne diyorsunuz?”
Belki de yerel siyasetin bugün üzerinde en fazla düşünmesi gereken soru tam olarak budur.
Alaattin Kılıç
Alattin dostum keşke sadece gördüğün resimlere göre yorumlayıp yazmaktansa bir gün ilçebaşkanlığımızı ziyaret edip bir kahvemizi içerek sayın başkanımızla bu ziyaretlerden ne çıkarfınız, çözümünüz nedir neler yapmayı planlıyorsunuz diye bir hasbihal yapıp ondan sonra yazsayıdın