www.medyabeykoz.com | 12 Mart 2026
1960’lı yılların sonuna doğru Türkiye, derin bir kutuplaşmanın ve ekonomik istikrarsızlığın içine sürüklenmişti. Üniversitelerde sağ-sol çatışmaları artmış, işçi grevleri ve sokak olayları gündelik hayatın bir parçası haline gelmişti. 1969’da ABD Büyükelçisi Robert Komer’in aracının ODTÜ’de yakılması ve Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının 4 ABD askerini kaçırması gibi olaylar, askeri kanatta müdahale seslerinin yükselmesine neden olmuştur.
Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve kuvvet komutanlarının imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a sunulan muhtıra, Başbakan Süleyman Demirel hükümetini doğrudan hedef almıştır. 3 maddelik metinde; hükümetin ülkeyi “anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluk içine ittiği” savunulmuş, istifa edilmemesi halinde ordunun yönetime doğrudan el koyacağı ihtar edilmiştir. Bu baskı sonucu Demirel hükümeti istifasını sunmuştur.
Muhtıranın ardından CHP’den istifa ettirilen Nihat Erim, “partiler üstü” bir hükümet kurmakla görevlendirilmiştir. Bu dönem, demokrasi tarihimize “ara rejim” olarak geçmiş ve beraberinde sert tedbirleri getirmiştir:
12 Mart müdahalesi, sadece o dönemi değil, 1980 darbesine giden yolu da taşlarını döşeyen bir süreç olmuştur. Demokrasinin askıya alındığı her dönemin faturası, Türk milleti için ağır ekonomik ve sosyal kayıplar olarak geri dönmüştür.
MEDYABEYKOZ HABER MERKEZİ
#beykoz #beykozhaberleri #beykozhaber #istanbulhaber