STÜDYO-34 | Kuklacı
www.medyabeykoz.com | 11 Mart 2026

Müziğin hafızası vardır.
Bazen bir plak cızırtısında, bazen bir kaset kapağında, bazen de gençlik yıllarımızdan kalan bir melodide saklıdır o hafıza.
STÜDYO-34, Türkiye’de rock, pop ve özellikle Anadolu Rock kültürünün izini süren bir müzik yolculuğu.
Bu köşede sadece şarkıları değil; dönemleri, sahneleri, plakları, hikâyeleri ve o müziği doğuran ruhu konuşacağız.
Bazen bir efsane grubu, bazen unutulmuş bir plağı, bazen de bir şarkının arkasındaki hikâyeyi hatırlayacağız.
Çünkü bazı sesler kaybolmaz…
Sadece bir gün yeniden duyulmayı bekler.
“Uyuyan dev”… Bu terimi çok seviyorum.
“Unutulan” demeyeceğim şimdilik. Toplumun hafızasındaki tozlu raflarda, yerinde sakin ve sessiz bekliyor diyeceğim.
Bizim olan, bizden olan; dünyadaki paydaşları kadar değerli bir müzik akımını yazacağım Medya Beykoz’daki STÜDYO-34 köşemdeki ilk yazımda: Uyuyan dev, Anadolu Rock.
1950’li yılların ilk yarısında Amerika ve Avrupa’daki müzik akımlarından etkilenen ülkemizdeki şarkıcılar, genelde yabancı şarkıları ya orijinal dillerinde ya da müzikleri üzerine yazılmış Türkçe sözlerle söylemeyi tercih etmişlerdir.
Bu konuda öncü isim üstad Fecri Ebcioğlu’dur.
Örneğin İlham Gencer’in seslendirdiği “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” isimli şarkının sözleri Ebcioğlu tarafından yazılarak bir dönemi başlatmıştır. O şarkının orijinali ise Bob Azzam’ın “C’Est Écrit Dans Le Ciel” isimli eseridir.
Daha sonra çeşitli şarkıcı ve söz yazarları da aynı yoldan yürüyerek Avrupa’da liste başı olan şarkıların müzikleri üzerine Türkçe sözler yazmış; bu şarkıları gerek sahnelerde gerek plaklarda seslendirmişlerdir.
1961 yılında Erol Büyükburç, İngilizce sözlerle yazıp bestelediği pop-rock tarzındaki “Little Lucy” isimli şarkısıyla müzik piyasasına yeni bir ses getirmiştir.
1965 yılına kadar geçen sürede çeşitli şarkıcılar tarafından pop ağırlıklı denemeler yapılmış ve bu çalışmalar toplumun beğenisine sunulmuştur.
1965 yılına gelindiğinde ise dönemin basınının amiral gemisi Hürriyet Gazetesi, yeni ortaya çıkmaya başlayan Türk pop müziği ve Anadolu Rock türlerine katkı vermek amacıyla Altın Mikrofon müzik yarışmasını düzenlemiştir.
Bu yarışma sonrasında bir anda her şey değişmiş ve Anadolu Rock akımı müzik dünyamızda kendine güçlü bir yer bulmuştur.
Bu yükselişin altyapısını ise 68 kuşağı olarak adlandırılan dönemin lise ve üniversite gençliğinin sağlam kültürel ve eğitim temelleri oluşturmuştur.
Altın Mikrofon yarışmasının kuralları da bu yükselişe önemli bir ivme kazandırmıştır. Çünkü en önemli madde, yarışacak şarkıların Anadolu’dan derlenen türkülerinin modern pop ve rock öğeleriyle yeniden düzenlenmesini içermektedir.
Dolayısıyla bu kural, Anadolu Rock akımına büyük bir ivme kazandırmıştır.
1965 yılındaki ilk yarışmayı “Gençliğe Veda” isimli eseriyle Yıldırım Gürses kazanmasına rağmen, yarışmada en çok ses getiren şarkı Cahit Oben’in düzenleyerek seslendirdiği “Halime” türküsü olmuştur.
1960’lı yılların ikinci yarısı ve 70’li yıllar boyunca topluluklar ve şarkıcılar önemli eserleri toplumumuza kazandırmışlardır.
Bu toplulukları, şarkıcıları ve şarkıları zaman içinde hep birlikte hatırlayacağız.
Bazen ilk gençlik yıllarımızı, bazen avarelik yıllarımızı ve mutlaka İstanbul liselerinde geçen yıllarımızı…
Her zaman olduğu gibi şimdilik hoşça kalın, dostça kalın.
Kuklacı

Muhteşem Bir Arşiv, sabrınıza sağlık…. Çok Değerli bir çalışma, içtenlikle tebrik ederim….
Başarılar Ahmet
Bazılarımız daha doğmadan önce ortaya çıkan şarkılar türküler; çocukluğumuzu, gençliğimizi tekrar tekrar yaşatıyor ve özletiyor.İlginç olan zamanımızın gençleri de yeni versiyonları ile söylüyor, dinliyor ve seviyor.Muhteşem ve çok değerli çalışmalarınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkürler,tebrikler.