Geçen hafta Bonnie Tyler, bu hafta Peppino Di Capri… Müzik dünyasının iki önemli sesi art arda aramızdan ayrıldı. Müthiş sesler, müthiş şarkılar, yüz binleri aşan plak satışları, büyük kontratlar, uzun turneler… Buğulu bir ses, Akdeniz gibi sıcak bir ses… Farklı coğrafyalar, farklı tarzlar… Bize kalsa uzun yıllar dinleyeceğimiz güzel şarkılar… Işıklar içinde uyuyun Galler Prensesi ve Sinyor Capri. Unutulmazlar arasında yerinizi aldınız.
Hulki Saner ve Erol Büyükburç, birlikte yaptıkları müzikal filmlerle bir döneme damgasını vuracak nitelikte senaryolara imza atmışlardı. Bir çırpıda sayabileceklerimiz: “Öp Beni”, “Kızılcıklar Oldu mu?”, “Sus Sus, Kimseler Duymasın” ve “Berduş”… Tüm bu filmler, döneminin insanını kavramış; bütün olanaksızlıklara rağmen ortaya sıcacık işler çıkmıştır.
Söz konusu filmlerde aktörler kadar aktrisler de önemli işler ortaya koymuştur: Esen Püsküllü, Fatma Karanfil, Hülya Koçyiğit… O kadar bizdendirler ki sanki iki ev ilerideki uysal abla, yan mahallede nişanlandığında çocuk aklımızla nişanlısına düşman olduğumuz Nesrin abladır. Erol Büyükburç zaten mahalledeki özendiğimiz ağabeyimizdir.
Neden bu değerli insanlarımızı unutmamamız gerekir? Çünkü bulundukları dönemdeki tüm engellere ve olanaksızlıklara rağmen üretmişlerdir ve günümüze harika İstanbul görüntüleri içeren filmler bırakmışlardır.
Muhafazakâr toplumlarda sanatla uğraşmak zordur. Değişimden korkan, çeyrek eğitimli çoğunluk devamlı engel çıkartır. Çünkü yapıştıkları makamları kaybetmek en büyük korkularıdır. Önemli bir nodül operasyonu sonrasında “Konuşma” diyen doktora sanki nanik yaparcasına bağırma cesaretini gösteren Galler Prensesi olamadıkları için, cesareti olanların yoluna pusu kurmayı tercih ederler. Fakat her şeye rağmen sanat ve gerçek sanatçılar, bu pusuları umursamadan yollarına devam edeceklerdir.
Son birkaç yıldır ülkemizde kenar mahallelerden yükselen bir ses var. Aslında iki ses fakat bugün birini konuşacağım. Sözlerini yazıp besteleyenler bunu “Roman rap” diye adlandırıyorlar. Aslında benim tarzım değil fakat arşivci ve Medya Beykoz köşe yazarı olarak her zaman olduğu gibi tarafsızlık ilkeme sadık kalacağım.
Dokuz sekizlik aksak ritmi kullanan Roman rap şarkıcıları, sosyal medyada günümüz ölçüm sisteminde üst sıralarda yer almaktadırlar. Genelde düet yapmayı tercih etmektedirler. Zaman içinde önemli eserleri hayata geçireceklerine inanıyorum.
Geçmiş yıllarda sözleri yazılıp bestelenen birçok şarkı, uzun yıllar sonra keşfedilip bir numaraya çıkmıştır. Dolayısıyla çeşitli sebeplerle ötekileştirmektense sadece emeklerine saygı gösterip takip etmek çok daha doğru olacaktır.
60’lı, 70’li ve 80’li yıllarda uluslararası kontrat yapabilen şarkıcı sayımızın bir elin parmaklarını geçmemesinin sebebi, koltuğa yapışan kifayetsiz muhterislerin eseridir. Denetimin altın makası çok kişiyi doğramıştır. Sonuç: Doğrananlar hâlâ dinleniyor, doğrayanları hatırlayan yok.
Unutmayın arkadaşlar, uzun yollar; cesaret ve aklın gücüyle aşılır. Ve aslında Bonnie’nin naniğinin ne olduğunu siz anladınız.
KUKLACI
Doğrananlar hâlâ dinleniyor, doğrayanları hatırlayan yok.Zamanın ve zamanımızın özeti….
Ne güzel işler yapıyorsun Ahmet Uluç, bir kere daha tebrikler…
Tebrikler Ahmet Uluç, çok film şeridi gibi anılarımız canlandı…