DOLAR
46,0408
EURO
53,0791
ALTIN
6.409,16
BIST
13.694,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C

ÖVÜNMEK Mİ, ÖZÜR MÜ?

ÖVÜNMEK Mİ, ÖZÜR MÜ?
02.06.2026 18:28 | Son Güncellenme: 02.06.2026 19:45
A+
A-

www.medyabeykoz.com | 2 Haziran 2026

Siyasetin kendine has bir zaman algısı, kendine has bir matematik hesabı vardır. Ancak bazen bu hesaplar, sokağın ve mantığın yalın gerçeğine öyle bir toslar ki ortaya çıkan çelişkiyi hiçbir retorik kapatamaz. Son günlerde sosyal medya paylaşımlarında bolca reklam sosu verilmiş, sıkça duyduğumuz bir söylem var: “30 yıllık sorunu biz çözdük!”

Kulağa ilk anda bir başarı hikayesi gibi gelen bu cümlenin arkasındaki gizli özneye ve zamana baktığımızda ise karşımıza çok başka bir tablo çıkıyor. Bu ülkeyi tam 25 yıldır kesintisiz, tek başına, her türlü yasama ve yürütme gücünü elinde bulundurarak yönetenler, bugün kalkıp “30 yıllık sorunu çözdük” diye övünemezler. Övünmeye kalktıklarında, o meydanları dolduranlar da sandığa gidecek olanlar da haklı olarak, sorma hakkını kendinde bulurlar.

Peki, hafızasını ve mantığını kaybetmemiş bir toplum, bu iddia karşısında neler sorar? Gelin, o soruları tek tek masaya yatıralım.

1. Çeyrek Asırdır Neredeydiniz?

Eğer bir sorun 30 yıllıksa ve siz bu sürenin 25 yılında iktidardaysanız, bu sorunun ömrünün %83’ü zaten sizin döneminizde yaşanmış demektir. Toplum haklı olarak sorar: “Bu sorunu çözmek için neden çeyrek asır beklediniz? İlk 5 yılda, 10 yılda ya da 20 yılda elinizi tutan neydi?” Bir sorunun 25 yıl boyunca büyümesine, kemikleşmesine ve insanı bezdirmesine göz yumup, son virajda çözümü bir lütuf gibi sunmak başarı mıdır, yoksa zaman kaybı mı?

2. Sorun Sizinle Birlikte mi Büyüdü?

İktidara geldiğinizde henüz 5 yıllık, nispeten taze ve çözümü daha kolay olan bir mesele, sizin yönetiminiz altında serpilip 30 yıllık devasa bir kriz haline geldiyse, burada bir yönetim zafiyeti yok mudur? “25 yıl boyunca bu sorunu çözmeyerek, aslında onun kronikleşmesine ve yapısal bir kangrene dönüşmesine siz zemin hazırlamadınız mı?”

3. Çözüm İçin Neden Bugün?

Siyasi tarihimiz, rafta bekletilen dosyaların ne zaman indirileceğini iyi bilir. Vatandaşın aklına şu soru gelir: “Bu sorun madem bugünkü iradeyle çözülebiliyordu, neden bugüne kadar beklendi? Çözümün zamanlaması toplumsal bir ihtiyaçtan mı kaynaklanıyor, yoksa sıkışan seçim takvimlerinden ve siyasi ikbal arayışlarından mı?”

4. Kaybolan Yılların Hesabını Kim Verecek?

Bir sorunun 25 yıl boyunca çözülmemiş olması; o süreçte heba olan milyarlarca lira, kaybedilen insan kaynağı, çekilen cefa ve kaçırılan fırsatlar demektir. “Bu çeyrek asırlık gecikmenin topluma, ekonomiye ve geleceğimize faturası ne oldu? Bu kayıp yılların hesabını ve vebalini kim üstlenecek?”

Mesele Çözmek Değil, Geciktirmektir

Siyasette başarı, sorunları zamana yayarak onlardan siyasi rant devşirmek değil; en kısa sürede, en az maliyetle ortadan kaldırmaktır. 25 yılın sonunda gelen çözüm, bir “başarı müjdesi” olmaktan ziyade, ancak ve ancak bir “gecikmişlik itirafı” olabilir.

Sonuç olarak; 25 yıldır direksiyonda oturanların, yolun bozukluğundan şikayet etmeye de o yolu çeyrek asır sonra tamir ettikleri için alkış beklemeye de hakkı yoktur. Bugün yapılması gereken şey, övünme kürsülerine çıkmak değil; bu topluma çektirilen 25 yıllık gecikme için samimi bir özeleştiri vermektir. Çünkü millet, kör değil; hesabı da hafızası da sanıldığı kadar zayıf değil.

SEHER SEZGİN

#beykoz #beykozhaberleri #beykozhaber #istanbulhaber

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.