

www.medyabeykoz.com | 29 Mart 2026
Osmanlı’dan günümüze uzanan süreçte, yönetim biçimleri değişse de bazı alışkanlıkların varlığını koruduğu dikkat çekiyor. Bu alışkanlıklardan biri de, tarih boyunca farklı biçimlere bürünerek varlığını sürdüren “dalkavukluk” kültürü. Osmanlı sarayından günümüz siyaset ve bürokrasisine uzanan bu çizgi, yalnızca bireysel bir davranış değil, aynı zamanda sistemsel bir sorun olarak öne çıkıyor.
Osmanlı döneminde dalkavukluk, özellikle saray çevresinde belirgin bir rol oynuyordu. Padişahın ve devlet erkânının çevresinde bulunan bazı kişiler, gerçeği dile getirmek yerine övgü ve abartıyı tercih ederek konumlarını korumaya çalışıyordu. IV. Murad döneminde sert yönetim anlayışına rağmen bu tür davranışların tamamen ortadan kalkmadığı bilinirken, III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde yapılan reform girişimleri de bu köklü alışkanlığı kırmakta yetersiz kaldı.
Uzmanlara göre bu durumun temelinde mutlak yönetim anlayışı yatıyordu. Gücün tek elde toplanması, eleştiriyi riskli hâle getirirken; devlet kademelerinde yükselmenin çoğu zaman liyakatten ziyade sadakat üzerinden ilerlemesi, “üstü memnun etme” davranışını teşvik ediyordu.
On Dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde ise değişim rüzgârları esmeye başladı. Tanzimat Fermanı ile birlikte daha şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı hedeflenirken, basın ve aydın hareketleri de güç kazandı. Bu dönemde Namık Kemal gibi isimler, yönetime yönelik eleştirileriyle dalkavukluk kültürünü açıkça hedef aldı. Ancak köklü alışkanlıkların tamamen ortadan kalkması mümkün olmadı.
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeni bir yönetim anlayışı benimsendi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte eşitlik, yurttaşlık ve liyakat ön plana çıkarılsa da, geçmişten gelen bazı davranış kalıpları varlığını sürdürdü. Mustafa Kemal Atatürk’ün, çevresindekilere doğruyu söylemeleri konusunda yaptığı uyarılar, bu sorunun farkında olunduğunu ortaya koydu.
Günümüzde ise dalkavukluk, yalnızca siyasetle sınırlı kalmıyor. Bürokrasi, medya ve hatta sosyal medya ortamlarında da farklı biçimlerde kendini gösteriyor. Özellikle lider merkezli yapıların güç kazandığı alanlarda, eleştiriden uzak ve aşırı övgüye dayalı söylemler dikkat çekiyor.
Uzmanlar, bu durumun ciddi sonuçlar doğurduğuna işaret ediyor. Gerçeklerin dile getirilmemesi, karar alma süreçlerini olumsuz etkilerken; liyakat sisteminin zedelenmesi de kurumların verimliliğini düşürüyor. Toplumda adalet duygusunun zayıflaması ise uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabiliyor.
Tarihsel süreç incelendiğinde ortaya çıkan tablo net: Dalkavukluk, yönetim biçimlerinden bağımsız olarak varlığını sürdürebilen bir kültürel davranış. Bu alışkanlığın ortadan kalkması ise ancak eleştirel düşüncenin teşvik edildiği, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği ve liyakatin esas alındığı bir sistemle mümkün görünüyor.
#beykoz #istanbul #beykozhaber #istanbulhaber #sondakika