www.medyabeykoz.com – 10 Haziran 2026
Müvekkilinin haksız bir şekilde özgürlüğünden mahrum bırakıldığını belirten Avukat Çiğdem Kezer, sürecin başından bu yana yaşananları şu sözlerle özetledi:
“Müvekkilim, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler bugün itibarıyla 468 gündür tutukludur. Bu süre içinde müvekkilimin tahliye edildiği 2, 3, 4 Eylül’de 3 gün ve toplamda 32 saat süren duruşma da dahil olmak üzere toplamda 4 kez mahkeme heyeti karşısına çıkmış ancak yargılama sürecinde isnat edilen suçlarla ilgili iddialar, tanıkların mahkeme huzurundaki yeminli beyanlarında ispat edilememiştir.”
Soruşturma ve yargılama sürecindeki çelişkilere dikkat çeken Kezer, ihale evraklarında doğrudan imzası bulunan isimlerin tutuksuz yargılandığını ifade etti:
“38 ihale evrakında harcama yetkilisi olarak imzası bulunan Destek Hizmetleri Müdür Vekili … isimli kişi hakkında ilk duruşmada duruşma savcısı tarafından tutuklama talep edilmesine rağmen tutuklanmamış ve bu mütalaada bulunan savcının görev yeri değiştirilmiştir. Bununla birlikte yargılama devam ederken dosyada yer alan ve müvekkilim Sayın Alaattin Köseler’in tutuklanmasına sebep olan bazı tanıkların hukuki durumu değişmiş, haklarında savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir. Bu soruşturmanın sonucu beklenmektedir.”
Tutukluluğa gerekçe gösterilen tanık ifadelerinin mahkemede çöktüğünü belirten Avukat Kezer, tanık D.B.’nin mahkemedeki çark eden beyanlarını örnek gösterdi:
“Örneğin …’nin bazı beyanlarında ‘İfademi dikkatle okurlarsa yanlış anlaşılma var. Sayın Belediye Başkanı’nın bana ihalelerle ilgili herhangi bir söylemi ve tasarrufu olmadı. Bu konu ile ilgili görüşme yapmadım diyorum’ diyerek savcılıkta verdiği ifadeleri reddetmiştir. Halbuki Alaattin Köseler hâlâ bu tanık ifadesi yüzünden 468 gündür Silivri’de tek kişilik hücrede tutukludur.”
Mahkemeye sunulan uzman raporlarına ve iddia makamının tutumuna değinen Kezer, yargılamanın usulüne yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Mahkeme heyetinin talep ettiği bilirkişi raporunda; emekli Sayıştay denetçisi, hukukçu ve yeminli mali müşavirin imzası ile tanzim edilen raporda, 4743 sayılı kanun ve 5018 sayılı kanun kapsamında harcama yetkililerinin ve sorumluluklarının gayet açık olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca işbu bilirkişi raporunun 75 ile 77. sayfaları arasında asıl sorumluların değerlendirmesi yapılmış fakat bütün bunlara rağmen duruşmada iddia makamı, tıpkı ilk bilirkişi raporundaki gibi iddianamedeki hususların aynısını ve hiçbir kelime değiştirmeden kopyalayıp yapıştırmıştır. O zaman mahkemede toplamda 47 kişiyi biz neden dinledik? Neden bu beyanlar mahkeme huzurunda alındı? O zaman yargılama olmasının da hiçbir anlamı yok.”
Dosyanın içeriği ile isnat edilen suçlamalar arasında büyük bir uçurum olduğunu belirten Kezer, somut hiçbir delilin bulunmadığını ifade etti:
“Bu mütalaada müvekkilime örgüt kurucusu olduğu hususunda tıpkı iddianamedeki gibi aynı suçlama yapılmıştır. Halbuki dosya kapsamında ihaleye fesat karıştırma suçu üzerinden yargılama yapılmış, müvekkilime örgütle ilgili hiçbir soru dahi sorulmamıştır. Ayrıca duruşmalarda görülmüştür ki örgüt üyesi olduğu iddia edilen ihale firmalarının sahipleri ile örgüt kurucusu olmakla suçlanan belediye başkanının aralarında isnat edilen bu suçlamalarla ilgili hiçbir HTS kaydı, konuşma, görüntü ve yazışma gibi somut deliller bulunmamaktadır. Bununla birlikte, örgüt üyesi olduğu iddia edilen ihale firmalarının tümü de geçmiş dönemden gelen alacaklarını alamadığını, ayrıca belediye başkanını tanımadıklarını yine mahkeme huzurunda beyan etmişlerdir. Tüm bunlar SEGBİS çözümlerinde sabittir.”
Gelinen noktanın hukuki değil, vicdani bir yara olduğunu belirten Avukat Çiğdem Kezer, tutuksuz yargılama vurgusu yaparak açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
“Sonuç olarak 5 Haziran’da verilen mütalaa, iddianamenin birebir kopyası niteliğindedir. Sanki bu zamana kadar yargılama yapılmamış, tanık durumundaki kişiler sanık durumuna düşmemiş, savcılıkta verilen ifadelerin çoğu değişmemiş, müvekkilime isnat edilen suçlar tek bir delille bile ispatlanamamış gibi… Gelinen noktada müvekkilim 468 gündür süregelen tutukluluğu artık tam bir zulme dönüşmüştür. Bu mütalaayı ne hukuken ne de vicdanen kabul etmemiz mümkün değildir. Bilindiği üzere soruşturma aşaması ve kovuşturma aşamasındaki verilen tanık ve sanık ifadelerinde farklılık olduğu takdirde AİHM kararlarına göre kovuşturma aşamasındaki beyanlar önemlidir ve bu durum dikkate alınır. Halbuki bu tür yargılamalarda tutuksuz yargılamanın esas olması ve masumiyet karinesinin korunması gerekir. Her zaman söylediğimiz gibi adalete olan inancımızı asla kaybetmek istemiyoruz. Kamuoyu vicdanında da kabul görmeyen, ayrıca müvekkilimin haksız tutukluluğuna neden olan bu durumun ortadan kaldırılması ve tutuksuz yargılanması için tüm itirazlarımızı da yapmış bulunmaktayız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
MEDYABEYKOZ HABER MERKEZİ
#beykoz #beykozhaberleri #beykozhaber #istanbulhaber #alaattinkoseler #cigdemkezer #beykozbelediyesi #silivri cezaevi #adaletvurgusu