AK Parti İl Başkanı’nın son günlerde kamuoyuna yansıyan “Beykoz’da oylarımız yüzde 55’e çıktı” açıklaması, siyasetin doğal bir parçası olan hedef belirleme gayretidir. Ancak siyaset sadece istatistiklerden ibaret değildir; o istatistiklerin içinde yaşayan insanların hikayeleri ve maruz kaldıkları süreçler, asıl tabloyu ortaya koyar. Bu noktada, rakamların gölgesinde kalan bazı somut gerçekleri Beykoz halkının takdirine sunmak bir görev haline gelmiştir.
Hatırlanacağı üzere, 11 Eylül 2025 tarihinde Beykoz Belediyesi bünyesinde görev yapan 9 personelin iş akdi feshedildi. Şahsımın da aralarında bulunduğu bu çalışma grubu; “performans düşüklüğü” ve “ekonomik gerekçeler” gibi idari ifadelerle bir günde işsiz bırakıldı. Oysa görev süremiz boyunca hakkımızda tutulmuş tek bir disiplin tutanağı bulunmadığı gibi, iş ahlakına aykırı herhangi bir tutumumuz da söz konusu olmamıştır. Emek verdik, vaktinde işimizin başında olduk ve Beykoz halkına hizmet ettik.
Ancak bu sürecin zamanlaması dikkat çekicidir. İşten çıkarılma kararıyla eş zamanlı olarak, belediye yönetiminde üst düzey bir görev değişiminin ve siyasi tercihin yaşanmış olması, kamuoyunda “siyasi bir tasarruf mu yapıldı?” sorusunu haklı olarak doğurmaktadır. Bir belediye başkan vekilinin istifasını duyurmasıyla, işten çıkarma tebligatlarının arasındaki o birkaç saatlik fark, bugün tartışılan bu tablonun en can alıcı noktasıdır.
Geçmişte, Sayın Alaattin Köseler’in belediye başkanlığı döneminde personel yer değişiklikleri meclis gündemine taşındığında; o günün muhalefeti (bugünün yönetimi) haklı bir duyarlılıkla, “Bu insanlar Beykoz’un evladı değil mi? İnsanların ekmeğiyle neden oynuyorsunuz?” diyerek çalışanların yanında durmuştu.
Dün dile getirilen o haklı soruları, bugün demokratik hakkımızı kullanarak bizler yöneltiyoruz:
Bir çalışanın siyasi görüşü, “Beykoz’un evladı” olma vasfını değiştirir mi?
Sosyal hayatta veya siyasette farklı bir çizgide olmak, haksızlığa uğramayı meşrulaştırır mı?
Adalet kavramı, sadece aynı siyasi görüşü paylaşanlar için mi geçerlidir?
Meclis kürsülerinde dile getirilen güçlü iddiaların ve vaatlerin samimiyeti, somut olaylar karşısındaki duruşla ölçülür. Eğer ortada bir haksızlık varsa ve buna karşı bir sessizlik hakimse; bu durum Beykoz halkı nezdinde siyasi bir sorgulamayı da beraberinde getirecektir.
İnsanların çalışma hakkını ve emeğini, siyasi dengelerin üzerinde tutmayan bir anlayışın; hedeflenen o “yüzde 55″lik oy oranına ulaşıp ulaşamayacağına şüphesiz halkımız karar verecektir. Seçim günü geldiğinde Beykoz’un vicdanı, sadece söylenenleri değil, yaşananları da tartacaktır.
Karar, Beykoz halkınındır.
RECEP YILDIZ