www.medyabeykoz.com 11.02.2026
Gürzel, yaşadığı süreci anlatırken Alaattin Köseler’i hedef tahtasına oturtmuyor. Aksine, siteminin oklarını Köseler’in tutukluluk sürecini fırsat bilenlere ve kendisinden “sorgusuz sualsiz bir biat” bekleyen yapıya yöneltiyor.

Beykoz siyasetinin en hareketli dönemlerinden birine tanıklık eden Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel’in özel bir TV kanalına yaptığı açıklamaları, sadece bir görev değişimini değil, aynı zamanda siyasetin arka kulislerindeki güç savaşlarını ve “sadakat” kavramının nasıl bir baskı unsuruna dönüştüğünü iddia ediyor.
Gürzel’in ifadelerini satır aralarından okuduğumuzda, Alaattin Köseler ile ilgili doğrudan bir suçlama cümlesi kurmaktan özenle kaçındığını, ancak Köseler’in yokluğunda kurulan o “dar çemberin” yarattığı tahribatı açıkça ortaya koyduğunu görüyoruz.
Köseler’e Suçlama Değil, Sisteme Sitem
Gürzel, yaşadığı süreci anlatırken Alaattin Köseler’i hedef tahtasına oturtmuyor. Aksine, siteminin oklarını Köseler’in tutukluluk sürecini fırsat bilenlere ve kendisinden “sorgusuz sualsiz bir biat” bekleyen yapıya yöneltiyor. Mahkeme koridorlarında kendisine yöneltilen “Neden daha sık talimat almadın?” veya “Neden mektuplara cevap vermedin?” gibi soruları “akıl dışı” olarak nitelendirmesi, aslında Köseler ile arasındaki ilişkinin sağlıklı bir zeminden koparılmaya çalışıldığının itirafı niteliğinde.
“Şahsi Talebim Olmadı” Vurgusu
Bir siyasetçi için en önemli savunma kalkanı olan “kişisel çıkar gütmeme” vurgusu, Gürzel’in anlatısında merkezi bir yer tutuyor. Köseler ile çalıştığı dönemde ondan hiçbir şahsi talepte bulunmadığını, odağının sadece mahalle sorunları olduğunu belirtmesi, aslında Köseler sonrası kendisine yöneltilen baskılara karşı bir duruş sergilediğini gösteriyor.
Kırılma Noktası: Kumpas Hissi
Gürzel’in anlatısındaki en çarpıcı nokta ise, Köseler üzerinden kendisine kurulan “çember”. Kendisinin dosyada adı dahi yokken mahkemede ithamlarla karşılaşması ve parti içindeki bazı grupların “Alaattin Bey gitti, şimdi sıra bizde” diyerek kontrol mekanizmalarını ele geçirmeye çalışması, Gürzel için asıl kopuş noktasını oluşturmuş gibi görünüyor.
Sonuç Olarak;
Özlem Vural Gürzel’in açıklamaları, Alaattin Köseler’e karşı kişisel bir husumetten ziyade, Köseler’in ismi ve durumu kullanılarak kendisinin kuşatılmasına karşı verilmiş bir tepkiyi yansıtıyor. Gürzel, Köseler’i doğrudan suçlamıyor; ancak Köseler’in çevresindeki siyasi iklimin ve o dönemdeki yönetim anlayışının kendisini nasıl bir yalnızlığa ve hedef tahtasına ittiğini açık bir dille resmediyor.
