SEÇEN TARAF…SEÇİLEN TARAF…

SEÇEN TARAF…SEÇİLEN TARAF…
18.10.2026 20:39 | Son Güncellenme: 18.10.2026 20:40

Demokrasi, yalnızca seçimlerden ibaret değildir.

Demokratik toplumlarda insanları üç temel grupta değerlendirmek mümkündür:

Seçen taraf…
Seçilen taraf…
Bir de seçme ve seçilme hakkı bulunmayanlar…

Ancak unutulmamalıdır ki toplumun tamamı, alınan kararların sonuçlarından etkilenir. Bu nedenle seçilmiş kişilerin görevlerini, yetkilerini ve sorumluluklarını irdelerken öncelikle evrensel insan haklarını hatırlamamız gerekir.

EVRENSEL İNSAN HAKLARININ TEMEL BAŞLIKLARI

  • Eşitlik ve özgürlük hakkı,
  • Kişisel güvenlik, yaşam ve barınma hakkı,
  • Dolaşım, özel hayat ve sığınma hakkı,
  • Düşünce, vicdan ve siyasi haklar,
  • Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar…

Bunlar, insan haklarının temel başlıklarından bazılarıdır.

Elbette bireylerin haklarının yanında sorumlulukları, ödevleri ve görevleri de vardır. Hak ve özgürlüklerin korunması kadar, başkalarının haklarına saygı gösterilmesi de toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir gereğidir.

İşte hakların korunduğu, sorumlulukların ve ödevlerin bilinciyle yerine getirildiği toplumlarda huzur ve toplumsal barış güçlenir. İnsanların birbirine saygı duyduğu, adaletin ve hakkaniyetin esas alındığı bir toplumsal düzen oluşur.

Bu noktada siyasi haklarımıza, seçen ve seçilen tarafların sorumluluklarına yeniden dönmemiz gerekir.

Seçmek bir haktır; seçilmek ise aynı zamanda büyük bir sorumluluk üstlenmektir.

Seçen taraf, iradesini kullanırken bilinçli ve sorumlu davranmalı; seçilen taraf ise kendisine verilen yetkiyi dürüstlük, eşitlik ve adalet ilkeleri doğrultusunda kullanmalıdır.

Seçilmiş kişiler yalnızca kendilerine oy verenlerin değil, temsil ettikleri toplumun tamamının haklarını gözetmekle yükümlüdür. Kendilerine oy vermeyenlerin hak ve özgürlükleri de en az kendilerine destek verenlerin hakları kadar değerlidir.

Demokrasinin tüm kurumları, hukuk kuralları ve karşılıklı sorumluluk bilinci içinde uyumla çalışabildiğinde toplumdaki güven duygusu güçlenir.

Çünkü güvenin olmadığı yerde toplumsal barıştan, adaletin olmadığı yerde eşitlikten, sorumluluğun olmadığı yerde ise sağlıklı bir demokrasi anlayışından söz etmek mümkün değildir.

Bu konuda sayfalarca yazmak elbette mümkündür. Ancak esas olan, insan haklarını ve temel özgürlükleri ilke edinmiş, demokrasiye saygılı bireyler olarak hareket edebilmektir.

Toplumdaki güven duygusu yalnızca siyasi hayata değil, ekonomiye ve sosyal yaşama da olumlu yansır. İnsanların geleceğe umutla baktığı, birbirine güvendiği bir ortamda daha sağlıklı, huzurlu ve özgür nesiller yetişir.

Unutmayalım: Demokrasi, yalnızca çoğunluğun iradesi değil; herkesin haklarının güvence altında olduğu bir yönetim anlayışıdır.

Yine unutmayalım tüm bu haklarımızı toplumsal görevlerimizi sadece oy verdiğimiz partinin çerçevesinde değerlendirirseniz işte bugünlerde yaşanan partizan tutumlara yol açar toplumsal barış büyük güven kaybı yaşar..

Uzun uzun anlattım,
Artık noktayı koyalım.
Demokrasi adı var.
Seçim kanunu var.
Parti içi örgüt var.

Ancak konu geliyor ön seçim diyoruz temayül yoklaması diyoruz tüm üyeler oy kullanacak diyoruz.
Bir türlü olmuyor yine tek adam liyakata tecrübeye hak edişe bakmadan saçma sapan bir liste yapıyor sende paşa paşa onaylıyorsun

Ben lafımı söylerim beğenen alır beğenilmeyen laf bana kalır.


M. Talat Karasakaloğlu

Yorumlar

  1. Kofin dedi ki:

    Ben bütün yazılarınızı beğenerek okuyorum… Elinize, beyninize sağlık…

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com