www.medyabeykoz.com | 10 Şubat 2026
Siyaset, genellikle sayılar ve stratejiler üzerinden okunur. Ancak Beykoz söz konusu olduğunda, matematik yerini “aidiyete”, strateji ise yerini “komşuluk hukukuna” bırakır. Bugün İstanbul’un siyasi haritasında Beykoz’u müstesna bir yere koyan yegane olgu; temelleri samimiyetle atılmış olan “Beykoz İttifakı” ve bu ittifakın doğal lideri haline gelen Alaattin Köseler’dir.

Beykozluluk: Bir Kimlik Mücadelesi
Beykoz, sadece bir coğrafya değil; Boğaz’ın kıyısına tutunmuş, fabrikaların isli geçmişinden gelen, emekle yoğrulmuş bir kimliktir. Alaattin Köseler’i bu denli güçlü ve “birleştirici” kılan temel unsur, onun bu kimliğin bizzat taşıyıcısı olmasıdır. Paşabahçe’nin sokaklarında büyüyen, Beykoz Spor Kulübü’nde ter akıtan bir ismin, “Beykozluluk ruhunu” siyasetin merkezine yerleştirmesi tesadüf değildir.
Bu ruh; Tokatköy’deki mülkiyet kaygısını da, Kavacık’taki modern kent beklentisini de, köylerdeki tarımsal mirası da aynı potada eritebilmektedir. Köseler, siyaseti bir makam aracı değil, Beykoz’un dışarıdan gelen rantsal baskılara karşı bir “yerel direnç kalesi” olarak konumlandırmıştır.
Birleştirici Gücün Formülü: Güven ve Şeffaflık
Analiz ettiğimizde görürüz ki; Köseler’in birleştirici gücü, ideolojik bir söylemden ziyade, halkın onda bulduğu “güven” hissiyatından beslenmektedir. Beykoz’un kronikleşmiş imar ve mülkiyet sorunlarında halkın en büyük korkusu, “yerinden edilmektir.” Köseler, “Beykozluyu Beykoz’da tutma” sözünü bir slogandan öteye taşıyarak, farklı siyasi görüşteki insanları mülkiyet hakkı paydasında birleştirmiştir.
Bu süreçte sadece bir kesimin değil, tüm Beykoz’un başkanı olma vizyonu, muhafazakâr seçmenden seküler kitleye kadar geniş bir yelpazeyi “Beykoz İttifakı” şemsiyesi altında toplamıştır. İttifakın başarısı, siyasi partilerin genel merkezlerinden değil, Beykoz’un kahvehanelerinden, spor kulüplerinden ve mahalle meclislerinden güç almasıdır.
Zor Zamanların Liderliği ve Toplumsal Hafıza
Siyasi hayatın inişli çıkışlı yollarında, özellikle 2025 yılında yaşanan yargı süreçleri ve haksız saldırılar karşısında sergilediği dik duruş, Köseler’in toplumsal hafızadaki yerini perçinlemiştir. O dönemde Beykoz halkının gösterdiği refleks, aslında Köseler şahsında kendi iradesine sahip çıkma refleksiydi. Bu durum, “Beykoz İttifakı”nın sadece seçimlik bir iş birliği değil, bir kader birliği olduğunu tüm Türkiye’ye kanıtlamıştır.
2026 Vizyonu: Ortak Akıl ve Gelecek
Bugün 2026 yılındayız ve Beykoz, Köseler liderliğinde şeffaf yönetimin, liyakatin ve en önemlisi “ortak aklın” meyvelerini topluyor. Belediye binasının kapıları tüm vatandaşlara eşit mesafede açılırken, “Beykoz’un malı Beykozluya kalacak” duruşu sarsılmaz bir prensip olarak uygulanıyor.
Sonuç olarak; Alaattin Köseler, Beykoz siyasetinde sadece bir figür değil; kentin hafızası, vicdanı ve birleştirici harcıdır. Beykoz İttifakı ise, kutuplaşmadan beslenen siyasete karşı yerelde verilmiş en asil cevaptır. Bu ittifakın mayası “Beykozluluk”tur ve bu maya, kentin geleceğini inşa etmeye devam edecektir.
MEDYA BEYKOZ
ALAATTİN KILIÇ
