M. Talat Karasakaloğlu

M. Talat Karasakaloğlu, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunudur. Eğitim hayatının lise ve üniversite yıllarını, daha sonra uzun yıllar Beykoz Belediye Başkanlığı yapan Yücel Çelikbilek ile aynı dönemde geçirdi. Çelikbilek’in hem lise hem de üniversite arkadaşı olan Karasakaoğlu, ekonomi, yerel yönetimler, Beykoz’un toplumsal yaşamı ve güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini MedyaBeykoz okurlarıyla paylaşmaktadır.

UTANMA İNSANİ DUYGUDUR

16.10.2026 19:01 | Son Güncellenme: 16.10.2026 19:02

Bilerek ve isteyerek yanlış eylemler içinde bulunan, çevresine maddi ve manevi zararlar veren, ardından da hiçbir şey olmamış gibi davranan insanlar maalesef toplumsal bir sorunumuz hâline gelmiştir.

Burada bir ayrımı özellikle yapmak gerekir: Görevini yerine getirirken sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi, utanma duygusuyla karıştırmamak gerekir. Görevini yapmak bir sorumluluk, yanlış karşısında mahcubiyet duymak ise insan olmanın önemli bir değeridir.

Toplumumuzda, yüzsüzce davranan insanlar için kullanılan “Kösele gibi surat var” deyimi artık ne yazık ki daha sık karşımıza çıkıyor.

Peki, neden?

Çünkü bazı insanlar yaptıklarının yanlış olduğunu bildikleri hâlde mahcubiyet duymuyor; başkalarının yaşadığı mağduriyetleri, çektiği sıkıntıları ve uğradığı zararları görmezden gelebiliyor.

Oysa utanma duygusu, insanın kendi davranışlarını sorgulamasını sağlayan önemli bir vicdan ölçüsüdür.

Nazım Hikmet’e atfedilen şu söz, bu konuyu düşündürücü bir biçimde ifade ediyor:

“Utanması kalmayanlar, her şeyi mubah sanıyor.”

Yine ona atfedilen şu ifade de insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi sorgulatıyor:

“En fazla yirmi beş otuz yıl yaşamak istiyorum, yüzüm kızarmadan…”

Maksim Gorki’ye atfedilen “İnsanda utanma olmadı mı hiçbir şey dert değildir” sözü de utanma duygusunun insan hayatındaki yerini anlatıyor.

Utanmamak, yalnızca kişisel bir ahlak sorunu değildir; zamanla toplumsal ve kurumsal yapıyı da çürütebilir.

Yanlış yapanın mahcubiyet duymadığı, zarar verenin sorumluluk üstlenmediği, mağdur olanın sesinin duyulmadığı bir toplumda güven duygusu da zedelenir.

Oysa utanmayı bilen, hatasını kabul edebilen ve gerektiğinde özür dileyebilen insan hâlâ umut demektir.

İnsan olmanın ölçüsü yalnızca kendi çıkarlarını korumak değildir. Çevremizdeki insanların dertleriyle dertlenmek, haksızlık karşısında duyarlı olmak, yaşadığımız köye, mahalleye ve topluma faydalı olabilmek de en az utanma duygusu kadar önemlidir.

Vicdan, insanın başkasının acısını hissedebilmesidir. Utanma ise kendi yanlışlarıyla yüzleşebilmesidir.

İkisi bir araya geldiğinde insanlık değer kazanır.

Unutmayalım ki makamlar, unvanlar ve sahip olduğumuz imkânlar geçicidir. Geride bırakacağımız asıl miras; insanlığımız, vicdanımız ve başkalarının hayatına kattığımız değerdir.

Utanma duygumuzu kaybetmeyelim. Vicdanımızı susturmayalım. İnsanların dertleriyle dertlenmeyi unutmayalım.

Çünkü toplumları ayakta tutan yalnızca kanunlar değil, insanın içindeki ahlak ve vicdan duygusudur.
Her zaman Yüzü kızaranlardan olalım.

M. Talat Karasakaloğlu

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com