

Bazı videolarımda “yolu İstanbul liselerinden geçenler” cümlesini kurarım. Kimdir bu İstanbul liseliler? Biraz hatırlayalım: 1970-1980 yılları arası okudular, yokluk çektiler, kelle koltukta mücadele ettiler. Vurulanları oldu; ölenler, sakat kalanlar… Her şeye rağmen ayakta kaldılar, diz çökmediler. Bir tek kendi yoldaşları tarafından ihanete uğradıklarında sarsıldılar. Diz çökenlere rağmen dik duranlar, hala anlamaya devam ediyorlar.
1970’li yılların başlarında tüm dünyada esen özgürlük ve romantizm rüzgarlarıyla ülkemiz gençliği de hayatlarını dolduruyordu. Gelişen rock müziği, ülkemizde sansüre rağmen kendi kitlesini oluşturmaya başlamıştı. Yurt dışından getirilen albümler sayesinde gençlik bu akımları takip etme imkanı buluyordu. O dönem, insanlık tarihinin en özgürlükçü ve romantizmi en yüksek dönemiydi.
70’li yılların birinci yarısında “savaşma seviş” sloganıyla yola çıkan Avrupalı hippilerin ilk durağı İstanbul Sultanahmet Meydanı olmuştu. O dönemin hippileri arasında en ünlü buluşma noktası, Sultanahmet’e bakan caddedeki “Puding Shop” idi. Bütün bu süreçten biz de nasibimizi aldık.
1978 yılında liseye başladığımda yabancı rock topluluklarını ve bizim dev şarkıcılarımızı takip etmeye başlamıştım. Bizim olanlarda sorun yoktu; “Dağlar Dağlar” dendiğinde Hasan Dağı’ndan Toroslar’a bir çırpıda uçardık. “İşçisin sen işçi kal” duyduğumuzda Levent oto sanayide kaportaya perdah atan ustaya çıraklık yapardık. Fabrikada tütün saran ablalarımız ne kadar güzeldi…
Yabancı şarkılarda dil bilmezliğin getirdiği bir sorun vardı: “Bu şarkı ne anlatıyor?” Ritmi yakalıyor, arkadaşlarımızla hangi pantolonu giydiklerini, albümlerinin ne kadar sattığını konuşurduk. Ama asıl mesele “anlamak”tı. Arkadaş gruplarında yeni katılana sorulan soru şuydu: “Anlıyor musun?” Çünkü yabancı dildeki bir şarkıyı haz alarak dinleyebilmek için duygusal olarak müzik üzerinde anlaşmak gerekiyordu.
O yılların efsanesi Milliyet Gazetesi Liseler Arası Müzik Yarışmalarında, Spor Sergi Sarayı’nda hep birlikte şarkılar söylerdik. Güzel günlerdi; dolu dolu ve anlamını bilerek yaşadık. Umarım bizden sonra gelenler de başarmıştır.
Tütün saran ablalarımızın anısına; Fabrika Kızı…
KUKLACI_STÜDYO 34
