www.medyabeykoz.com 29 Nisan 2026
Cenova yelken; yelkenli teknelerde ana direğin önünde bulunan, direği geçecek kadar geriye uzanan ve genellikle tekne başı (baş ıstralya) üzerine basılan büyük bir ön yelken türüdür. Özellikle orsa seyirlerinde yüksek verim sağlayan bu yelken, flok yelkenine göre daha büyüktür ve %5’ten fazla oranda ana yelkenin arkasına geçerek ana yelkeni bordadan bakıldığında örter.
Ve Şevval… Uzun yılların ardından Batı Karadeniz sahillerinde inşa edilen bir çektirme; daha sonra satıldığı Marmara Adası’nda turizm amaçlı seyirler yapan, geçen yaz ise Akdeniz sahillerinde turist gezdiren güzel bir teknedir. 1940’lardan 1990’lara kadar denizin kahrını çeken çektirmelerin günümüzdeki örneklerinden biri olan bu tekne, bizim EJDER DİŞİ ekibinin gönül bağı olan bir değerdir. Umarım bir gün yeniden Boğaz’da seyir yapma imkanımız olur.
Gelelim Malibu ve kuru soğan meselesine… 1980’li yılların ikinci yarısında ülkemizdeki sahte mutluluk döneminin türedi müteahhit ve iş adamları, bir anda kavuştukları para gücüyle -eğitim seviyelerinin düşük olması ve burjuva kültürüne sahip olmamalarından dolayı- acayip işler yapmaya başlamışlardı. Örneğin viski ile lahmacun partileri veya çiğ köfteyi tavana yapıştırma merakı… Anlatmaya devam edersem bu yazı bitmez. Bu şımarıklığa bir tepki olarak, her şey dahil tatil köylerinin barlarında durumun farkında olan gençler “Malibu ve kuru soğan” diyorlardı. Bazı zamanlar şakanın dozu kaçıyor, mecburen içiliyordu; ben denedim, kesinlikle tavsiye etmem.
Viski ve lahmacun ikilisine atıfta bulunan bir diğer örnek, “Neredesin Firuze” filmindeki lahmacun içine haşlanmış sosis sarıp yeme sahnesidir. Bu ise sosisli, delizia hardallı sandviçe ihanettir.
Açıklamadan sonra gelelim asıl konumuza. Hala girizgahtayım; ülkemizin müzik geçmişi birçok ülkenin kuruluş tarihinden çok daha fazla olmasına rağmen, kayıt altına almadığımız için bir tarihi başlangıç kabul edip başlamak gerekiyor. Benim tercihim Cumhuriyetimizin kuruluşu; çünkü o dönemde gelişen teknoloji ile müzik ulusaldan evrensele evrilmektedir. 1. Dünya Savaşı’nın etkisiyle yaşanan büyük göçler ve asker hareketleri; kültürlerin, çeşitli ırktan ve coğrafyadan insanların geçici veya kalıcı birlikteliklerine sebep olmuştur. Dolayısıyla yeni müzik türlerinin doğmasına alan yaratmıştır. En iyi iki örnek caz müziği ve Misirlou ezgisidir.
Caz müziği, ABD’de savaşın bitiminde Avrupa’dan dönen siyahi askerlerin yanlarında getirdikleri müzik aletleriyle askeri bando notaları üzerinde oynamalarıyla ortaya çıkmıştır. Misirlou ise hala kaynağı üzerinde tartışmalar olan, nerede bestelendiği bilinmeyen bir Akdeniz ezgisidir. 1962 yılında surf rock tarzında yeniden düzenlenip Dick Dale tarafından plak olarak piyasaya çıkartılınca dünya çapında popüler olmuştur; ikinci sefer ise 1994 yapımı “Pulp Fiction” filminin açılış müziği olarak kullanılmasından sonra dikkat çekmiştir.
Bu örnekler göstermiştir ki gelişen teknoloji ile müzik evrenselleşmiştir. Coğrafya olarak merkezde olduğumuz için İpek Yolu ve göç yolları topraklarımız üzerinde derin izler bırakmıştır. Bu zenginlik iyi değerlendirilirse evrensel müziğe büyük katkılarımız olacaktır.
İlerleyen günlerde şarkıcıların, bestecilerin ve söz yazarlarının biyografileri ile anmaya başladığımızda konuyu hep birlikte çok daha iyi kavrayacağız ve eminim ki çok iyi olacak.
Her zaman olduğu gibi hoşça kalın, dostça kalın.
KUKLACI
EDİTÖR NOTU: ALKOLLÜ İÇECEKLER SAĞLIĞA ZARARLIDIR… UZAK DURUNUZ…