Türkçe sözlük tanımı “ÜSTAD” iken, Avrupa’da ise “GRAND AMATÖR” kullanılıyor. Konumuz müzik ve buna bağlı olarak eğlence dünyası. En başta ifade ettiğim üzere; bazen bir şarkıyı, bazen bir müzik grubunu, bazen de bir şarkıcıyı birlikte hatırlayacağız. Yolumuz çok uzun, anlatılacak hikaye çok fazla. Hafıza her mevsim biraz daha zayıflıyor; dolayısıyla arşivleri, listeleri yeniden açıp bakmakta ve bilgileri tazelemekte fayda var.
Türk Pop Müziği’nden bahsedecek olursak, üstadlardan başlamamız gerekir. Fecri Ebcioğlu, Fikret Şeneş, Sezen Cumhur Önal ve Ülkü Aker, dönemlerinde büyük işler başarmış değerlerimizdir. Bugünden geriye baktığımızda, o günlerin şartlarında yaptıklarının ne kadar öncü ve büyük olduğunu bir kez daha anlıyorum.
Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra modernleşme atılımı sadece sanayi ve eğitim gibi konularla sınırlı kalmadı; sahne sanatları ve plastik sanatlar ile ilgili öncü çalışmalar devlet politikası olarak kabul edildi. Daha önceki yazımda bahsettiğim “Türk Beşleri” yanında, 7 Temmuz 1948 yılında çıkarılan 5245 sayılı “Harika Çocuklar Yasası” ile piyanist İdil Biret (7) ve keman virtüözü Suna Kan (12), eğitim için devlet bursuyla yurt dışına yollandılar. 16 yaşlarına kadar süren bu burslar sayesinde ülkemizin uluslararası çapta klasik virtüözleri oldular.
Bu gibi gelişmeler çok iyi işler olsa da, gerçek anlamda toplumla bağlarını tam oluşturamadılar. Çünkü her ne kadar devrimci atılımlar olsa da, devlet eliyle yapıldığı için halk arasında (bazı kesimlerce) yeterince kabul görmediler. Toplum, kendi dinamikleri ile anladığı ve sevdiği tarzda eğlence dünyasını ve müziği talepleriyle yönlendirdi.
Eğlence ve müzik, tüm dünyada ve ülkemizde alınıp satılan bir meta haline gelmişti. Önümüzdeki süreçte tek tek isimlerinden bahsederek hatırlamamızı sağlayacağım söz yazarı, besteci ve şarkıcılar içinde; kendini ve yeteneğini bu alana adayarak, zevk alarak ve eğlenerek kaliteli işler yapmayı isteyenleri bir kez daha anmak, bizler için de hem bir eğlence hem de bilgi tazeleme olacak.
Hepimizin müzik zevki farklıdır; çünkü bu, doğduğumuz zaman ve doğum öncesi anne karnında geçirdiğimiz süre ile ilgilidir. Anne karnından itibaren bebeklerin algıları açıktır; ortamda var olan ritimleri boş bir teyp kaseti gibi kayıt ederler. Anne ve babasının dinlediği şarkılar, gelecekteki zevklerini belirleyecektir.
Dünyaya geldikten sonraki süreçte ise o günlerin popüler müzikleri ile müzik yolculuğuna başlayacaktır. Çocukluk döneminde okuyacağı kitaplar, romanlar ve seyredeceği filmler bu etkileşimi devamlı kılacaktır; tabii çevre ve ekonomik etkenler de unutulmamalıdır. Dolayısıyla her birey müzik konusunda özgürdür; ne dinleyeceği veya dinlemeyeceği onun bileceği bir olgudur.
Bu hafta paylaşacağım şarkı, İspanya’dan hoş flamenko öğeleri ile bezenmiş bir blues şarkısı.
Her zaman olduğu gibi hoşça kalın, dostça kalın.
QUIEN TE CREES QUE ERES TU – ROCIO JURADO
KUKLACI_STÜDYO 34